Menopoz

Posted by admin on Mart 30th, 2008

En az bir yıldır adet görmüyorsanız ve yaşınız 50′yi geçmiş ise artık siz de yaşamınızın menopoz döneminde olabilirsiniz. Tipik olarak adet kesilmesinden sonra geceleri sıcak basması, ruhsal sıkıntı, psikolojik değişiklikler görülür.

Günümüzde menopozda uygun koşullar altında hormon yerine koyma tedavisi genelde her kadına önerilmektedir. Buna ek olarak beslenme değişiklikleri ve spor da yararlı olmaktadır.

Menopoz her kadında görülen doğal bir durumdur. Bu durum kaçınılmaz olsa da sonuçlarından korunma gerekli önlemler alınarak olanaklı olmaktadır. İlk yapılacak bir uzman doktorla konuşmak ve menopozla ilgili takibe başlamaktır. Hormon yerine koyma tedavisi uzman doktorun uygun gördüğü durumlarda izlem altında başlanır. Estrojen hormonu ve bunun yan etkilerini azaltan ilaçlarla (progesteron) tedavi yapılır. Ayrıca kemik erimesi için bazı ilaçlar ve kalsiyum tedaviye eklenir. Takipte en az yıllık olarak iki taraflı mammografi, smear (veya daha iyisi rahim içinden örnek alınması, probe kuretaj) ve kemik yoğunluğu ölçümleri yapılmalıdır.

Bu dönemde kemik erimesi ve kalp hastalıkları riski arttığından diyette değişiklikler yapılması uygun olacaktır. Kalp hastalıklarını önlemek için yağ ve hayvani gıdalardan uzak durmak gereklidir. Alkollü içecek, çay, kahve tuketimi azaltılmalıdır. Kemik erimesini azaltmak için kalsiyumdan zengin beslenme yapılmalıdır. Süt ve süt ürünleri, kuru baklagiller, yeşil sebzeler, pekmez daha fazla tüketilmelidir.

Bu dönemde kilo alma ve kalp hastalıkları riski arttığından spor yapma önem kazanmaktadır. Spor menopoza bağlı depresyonda da yararlı olacaktır. Spor yapmadan önce genel bir sağlık kontrolünden geçilmelidir. Spor ağır olmamalı, temiz havada bilgili kişilerin gözetiminde yapılmalıdır.

AĞRILI CİNSEL İLİŞKİ (Disparoni)

Posted by admin on Mart 30th, 2008

Nedir…?

Cinsel ilişki sırasında ya da sonrasında acı duyulması disparoni olarak adlandırılır. Erkekleri de etkileyebilmekle birlikte genellikle kadınlarda görülür. Disparonisi olan kadınlar sıklıkla vajina, klitoris ve labialarda (iç ve dış dudaklar) ağrı duyabilirler. Disparoni nedenleri çok olmakla beraber hemen hepsi tedavi edilebilir niteliktedir. Yaygın sebepler şunlardır ;

Lubrikantların yokluğuna bağlı olarak gelişen vajinal kuruluk

Atrofik vajinit (sıklıkla menopoz sonrası kadınlarda görülen vajinal mukozanın incelmesi durumu)

Bazı ilaçların yan etkileri (örneğin antihistaminikler ya da tamoksifen )

Sentetik iç çamaşırları, spermisitler (gebeliği önleyici maddeler) ve vajinal yıkama materyallerine karşı oluşan alerjik durumlar

Endometriozis: uterusun en iç tabakası olan endometriumun normal yeri dışında pelvis içinde, farklı yerlerde de bulunması ve büyümesi nedeniyle, başta kısırlık olmak üzere pelvik ağrı ve disparoni ile seyredebilen hastalık

Vulvo - vajinal vestibülit

Vajinal bölgeyi etkileyen cilt hastalıkları

Üriner sistem hastalıkları,vajinal mantar hastalıkları,cinsel yolla geçen hastalıklar

Psikolojik travma (özellikle çocukluk yaşlarında olmakla birlikte ergenlikte de yaşanmış olan cinsel taciz veya benzeri ruhsal travmatik olaylar)

Belirtiler…

Disparonisi olan kadınlar vajina girişinde yüzeysel bir acı duymakla birlikte, penisin daha ileri girişlerinde daha derin acı duyabilirler. Bazı kadınlar genellikle bu acının verdiği korku ile ilişki sırasında, vajinal kasların, penisin içeri girmesine engel olacak kadar sıkı şekilde kasılmasıyla seyreden ve vajinismus denen klinik tabloya maruz kalabilirler.

Teşhis…

Disparoninin teşhisi tipik olarak sizdeki belirtilere bağlıdır. Tıbbi ve seksüel hikayenizle birlikte jinekolojik muayenenin de yardımıyla doktorunuz bu şikayetlerinizin nedenini bulmaya çalışacaktır.

Acının, genital organlara dokunmakla mı yoksa erken ya da derin penetrasyonla (girişle) mı oluştuğunu ayırt etmek, nedeni bulmak için önemli bir anahtardır. Doktorunuz acının yeri, süresi ve ilişki sonrasında ne kadar sürdüğünü de soracaktır. Ayrıca şu sorular da doktorunuz tarafından sorulabilir ;

Daha önceleri, seksüel hayatınızda hiç ağrılı bir cinsel ilişki deneyiminiz oldu mu ? veya en başından beri tüm cinsel ilişki deneyimleriniz ağrılı mı idi ?

Hiç uygun bir kayganlaştırıcı kullandınız mı ve eğer kullandıysanız ağrıda azalma oldu mu ?

Seksüel hayatınızla ilgili bilgiler (özellikle cinsel yolla geçen hastalıklar konusunda riskli deneyimleriniz oldu mu ?)

Daha önce hiç cinsel tacize uğradınız mı ? ya da bir şekilde cinsel organlarınız travmaya maruz kaldı mı ?

Eğer orta yaşlarda iseniz ve düzensiz adet sikluslarınız(dönemleriniz), sıcak basmaları veya vajinal kuruluk şikayetleriniz de varsa muhtemelen atrofik vajinit hastalığı olabilir (menopoz sırasında östrojen hormonunun azalmasına bağlı olarak vajinal mukozanın incelmesi).

Eğer yeni anne olmuşsanız ve bebeğinizi emziriyorsanız, emzirme olayı da vajinal kuruluk ve buna bağlı olarak disparoniye neden olabilir.

Bu fizik muayene sırasında doktorunuz vajinanızı kuruluk, yangı ve özellikle mantar ve herpes başta olmak üzere enfeksiyonlar, genital siğiller ve varsa yara izleri açısından değerlendirecektir. Ayrıca doktorunuz endometriozise ait olabilecek pelvik bir kitle ya da hassasiyet olup olmadığını anlamak için bimanuel (iki elle) muayene ile iç genital (üreme organlarıyla ilgili) organları da değerlendirecektir. Ve eğer gerek görürse bu şikayetlerinizin artmasına neden olabilecek, cinsel taciz, travma ya da anksiyete gibi konular için başka bir uzmanla konsültasyona gidebilir.

Ne kadar beklenmeli…?

Şikayetlerinizin süresi tamamen altta yatan nedene bağlıdır. Eğer uygun olmayan bir lubrikant kullanımı nedeniyle oluşan bir vajinal kuruluk sözkonusu ise daha uygun birini kullanmakla belirtiler hızla gerileyecektir. Eğer vajinal kuruluğun nedeni atrofik vajinit ise bir ya da iki haftalık lokal-vajinal bir östrojenli krem kullanımı ile düzelecektir. Eğer bir üriner enfeksiyon ya da vajinal mantar hastalığı mevcutsa, bir haftalık bir antibiyotik tedavisi ile enfeksiyonla birlikte disparoni de yok olacaktır. Eğer cinsel yolla geçen bir hastalığa maruz kalmış olmanız nedeniyle disparoni varsa bunun tedavisi de antibiyotik ile olacak ama muhtemelen biraz daha uzun sürecektir. Disparoninin nedeni liken planus veya liken skleroz gibi bir cilt hastalığı ise steroidli kremlerle tedavi uygulanacaktır ancak bu da uzun bir süre alabilir. Eğer disparoni aylar hatta yıllar gibi uzun bir süreden beri varsa muhtemelen olaya psikolojik faktörler de eklenmiştir ve bu durumda belirtiler daha da artmadan uzun süreli bir terapiye ihtiyacınız olabilir.

Korunma…

Cinsel taciz ya da travma gibi bazı disparoni nedenleri elde olmasa da diğer disparoni nedenlerinden önlemler almak yoluyla korunmak mümkündür;

Sıkı giysiler giymeyerek, pamuklu iç çamaşırı kullanarak, hijyenik faktörlere daha dikkat ederek (sık iç çamaşırı değişmek ve genital bölgeyi mümkün olduğunca terden ve nemden uzak tutmak gibi) ve yüzme sonrasında ıslak mayonuzu değiştirerek vajinal mantardan büyük oranda korunabilirsiniz

Üriner enfeksiyonlardan korunmak için ve cinsel ilişki sonrasında mümkünse işeyiniz ve tuvalet sonrası cinsel organınızı önden arkaya doğru siliniz.

Cinsel yolla geçebilen hastalıklardan sakınmak için öncelikle tek eşliliği tercih ediniz veya mutlaka prezervatif kullanınız.

Vajinal kuruluk varsa uygun bir lubrikant kullanınız ve eğer kuruluk atrofik vajinit gibi bir duruma bağlıysa tedavisi yoluna gidiniz.

Eğer endometriozis varsa ilişki sırasında derin penetrasyondan (girişlerden) kaçınınız ya da nispeten daha az ağrılı olan adet sonrası ilk ya da ikinci haftalarda cinsel ilişkiye giriniz.

Tedavi…

Tedavi, disparoni yapan nedene bağlıdır ;

Rahat ve sorunsuz bir cinsel ilişki için klitoral uyarının yeterince fazla olmasına dikkat edin ve uygun bir lubrikant kullanın

Vajinal mantar enfeksiyonları için antifungal(mantara karşı) ilaçlar kullanın

Üriner sistem hastalıkları ve cinsel yolla geçen hastalıklar için uygun antibiyotik kullanın

Ağrılı yangılardan kurtulmak için uygun oturma banyoları tatbik edin

Vajinal bölgedeki cilt hastalıklarının tedavisi hastalığa göre çeşitlilik gösterir (örneğin likenlerde steroidli pomat kullanılır)

Ne zaman doktora başvurmalısınız..?

İlk birkaç cinsel ilişki deneyimi bazen pek de rahat olamamakla birlikte asla acı verici olmamalıdır. Eğer ilişki sırasında ya da sonrasında ani bir ağrı olmuşsa mutlaka doktorunuza görünün. Cinsel ilişkide duyduğunuz ilk ağrı sonrasında hemen doktora başvurmanız, cinsel ilişkinin ağrılı bir iş olduğu şeklindeki yanlış bir fikrin, saplantı olarak bilinç altında yer etmesine izin vermemek açısından önem taşımaktadır.

Takip…

Disparoninin nedenlerinden bir çoğu ilaçlarla tedavi edilebilecek olan fiziksel durumlardır. Buna rağmen, uzun süredir disparonisi olanlar ya da cinsel taciz veya travma nedeniyle disparoni hatta vajinismus gelişmiş olan kadınlar daha uzun ve ayrıntılı takip ve tedaviye gereksinim duyabilirler.

KANSER TARAMA

Posted by admin on Mart 30th, 2008

Kadınlık organlarının kanserleri tüm kadın kanserleri içerisinde en çok ölüme neden olan hastalıklardır. Düzenli istatistik verilerine sahip olması nedeniyle Amerika Birleşik Devletleri ele alındığında 1995 ‘de 15.800 rahim ağzı kanseri, 4800 bu kanser nedeniyle ölüm, 600.000 anormal pap test, 50.000 yeni kanser öncüsü hastalık tespit edildiği bildirilmektedir. Yine aynı ülkenin verilerine göre rahim ağzı (serviks) kanseri nedeniyle yılda 4 milyar $ harcandığı hesaplanmaktadır. Bu rakamlardan da görüldüğü gibi kanseri ortaya çıkmadan önce tespit etmek daha insancıl, daha ekonomik ve daha başarılıdır.

Çeşitli ülkelerdeki araştırmalar sonucu kadın kanserlerinin ortaya çıkmadan tespit edilmesinin mümkün olduğu vurgulanmaktadır. Aslında bu araştırmaların tarihi 1886’da Sir John Williams’ın yaptığı çalışmalara dayanmaktadır .Olumlu gelişmeler kanser öncüsü lezyonların tanımlanması ve tanı yöntemlerinin geliştirilmesinden sonra görülmüştür.1924 yılında Hinsellman Kolposkop’u kullanıma sunmuş 1928’de Babes ve George Papanicolaou rahim ağzı sürüntüsü alınarak henüz kanser gelişmeden (ortalama 10-15 yıl) önce kansere dönüşme potansiyeli olan öncü hastalıkların tanınabileceğini göstermişlerdir. Böylece ortaya konan sitolojik tarama yöntemi Papanicolaou’nun kendi adıyla Pap Test olarak tüm dünyada büyük kabul görüp yaygınlaşmıştır. Yöntem her ülkede devlet politikalarına da bağlı olarak temel tarama testi olmuştur. Amerika Birleşik Devletleri’nde 1970 yılından itibaren 20 yılda rahim ağzı kanserinden ölüm oranının %90 azalması Pap test taramalarına bağlanmaktadır. Kanser öncüsü hastalıklar en çok 25-35 yaşlarında görülmektedir. Ancak tarama testi tüm kadınlara uygulanan bir yöntemdir. Taramada anormal hücreler tespit edilmesi kesin olarak hastalık varlığını göstermez .Bu durumda hastalığın kesin tanısını koymak için biyopsi alarak dokunun patolojik incelemesi yapılmalıdır. Biyopsi almak(doku parçası almak) için anormal hücrelerin tam olarak nereden döküldüğünün tespiti gerekir. En doğru yerden (doku almak) biopsi için dış genital (kadınlık cinsel) organların mikroskopla büyütülerek gözle muayenesi genel kabul gören yöntemdir. Kolposkopi denilen bu işlem özel bir eğitim ve alet gerektirmesi dışında ağrısız, kolay, çabuk sonuç alınan, güvenilir bir uygulamadır. Bugün için tüm dünyada kesin tanı koymak için kolposkopik muayene ve kolposkop yardımıyla biyopsi almak altın standart olarak kabul edilmektedir. Pap test ve kolposkopik biopsi ile %99,5 oranında doğru tanı koymak mümkündür.

Kanser taramasında asıl olan kanseri olmadan, kanser öncesi hastalıklar döneminde yakalayarak gerekli takip veya tedaviyi yapmaktır. Burada erken teşhis tanımı doğru değildir. Çünkü amaç kanseri değil kanserin öncülerini tespit etmektir. Ancak kanseri erken aşamada yakalamak da ikinci bir kazanç olabilir ve bu programla mümkündür.

Bugün artık dünyada sitolojik tarama tartışılmamaktadır. Tartışılan kimlere, ne zaman, ne sıklıkla ,kaç yaşına kadar ve hangi sitolojik (Pap test, thin prep vb) yöntemle tarama yapılacağıdır. Ülkemizin bu tartışmalarda konuyu bilimsel platformlardan toplumsal platformlara taşıyamamak gibi ciddi bir eğitimsel, sosyo-ekonomik sorunu vardır. Pek çok kadın standart tarama, risk grubunda tarama, tarama şekilleri hakkında bilgi sahibi değildir. Böylece ortaya çıkan karmaşada kadın doğum uzmanının sorumluluğu, hastanın ve sigorta sisteminin yükümlülükleri belirlenememiştir. Gelişmiş ülkelerde pap test yaptırmak doktor için bir zorunluluk olarak görülmekte, sigorta şirketleri de bunu özendirmektedir. Dünyadaki uygulamalardan yola çıkarak aşağıdaki protokolü uygulamak akılcı olabilir, bizim klinik deneyim ve uygulamalarımız da bu yöndedir. Tarama protokolünden önce rahim ağzı kanseri açısından risk gruplarını belirlemek gerekmektedir.

Pap Test ile tarama sıklığı

Taramaya ilk cinsel ilişkiden sonra başlanır. Kaç yaşına kadar tarama yapılması konusunda fikir birliği yoksa da en az 65 yaşına kadar düzenli pap test yapılması genel olarak kabul edilen bir kuraldır. Ancak 65 yaşından sonra da taramalara devam edildiğinde kansere yakalansa da hastanın yaşama şansının %63 arttığı ve tarama için yaş sınırı konulmasının yanlış olduğunu vurgulayan yayınlar da vardır. Sonuç olarak

Yüksek Risk Grubunda;

İlk Pap Test normal ise yılda 1 kez

Düşük Risk Grubunda;

3 yıl üst üste Pap Test normal ise 3 yılda 1

Kanser dışı nedenlerle rahim alındıktan sonra 3 yılda 1

Kanser veya kanser öncüsü nedenlerle tedaviyi takiben,

İlk 2 yıl 3 ayda 1
Sonraki 3 yıl 6 ayda 1
Ömür boyu yılda 1
Pap test yapılmalıdır.

Bu gün için en güvenilir ve kolay tarama yapılabilen kadın kanseri serviks (rahim ağzı) kanseridir. Ancak diğer kadın kanserlerinin olmadan önce tanınabilmesi için pek çok araştırma yapılmaktadır. Bunlardan endometrium (rahim içi) kanseri için vajinal ultrason ile kalınlık ölçümleri umut vermektedir. Özellikle menapoza girmiş kadınlarda rahim içi dokunun kalınlığı artmış olarak bulunursa körleme küretaj veya endoskopi (histeroskopik) ile doku örneği alınarak (biopsi) kanser öncüsü hastalıklar veya erken dönemde kanser yakalamak mümkündür. Over (yumurtalık) kanserleri en sinsi seyreden, geç tanı konabilen ve en çok öldüren kanserler olmaları itibarıyla bu konuda da araştırmalar hızla sürmektedir. Vajinal ultrason, doppler ve yumurtalık kanserli hastaların kanında artan bazı kanser belirteçleri ölçülerek yapılan çalışmalar pek yüz güldürücü olmamıştır. Ancak yumurtalık kanseri riski yüksek olan hasta grubunda bu yöntemler kullanılabilir.

Bu açıdan yumurtalık ve rahim içi (endometrium) kanserleri için de risk grupları veya hastalığın sıklıkla görüldüğü durumlar tanımlanmıştır. Bunlar;

Yumurtalık (Over) kanserinin;

Çocuk doğurmamış ve emzirmemiş kadınlarda
1.derece yakınlarında yumurtalık kanseri olanlarda
Kısırlık tedavisi için yumurtlama ilaçlarını uzun süre kullananlarda
Bazı diğer kanserlerle birlikte daha sık görülebileceği bildirilmektedir.

Endometrium(rahim içi) kanserinin ise;

Aşırı kilolu ve tansiyonu yüksek (ideal ağırlığın %30’undan fazla)
Şeker hastalığı olan
Çocuk doğurmamış ve emzirmemiş
Polikistik Over (Yumurtalığın çok sayıda kistlerle karakterize)

hastalığı olan kadınlarda daha sık görüldüğü bildirilmektedir.

MEME KANSERİ

Posted by admin on Mart 30th, 2008

Meme, süt bezleri ve burada üretilen sütü meme başına taşıyan kanallardan oluşur. Bu süt bezleri ve kanalları döşeyen hücrelerin, yukarıda tanımladığımız şekilde, kontrol dışı olarak çoğalmaları ve vücudun çeşitli yerlerine giderek çoğalmaya devam etmelerine meme kanseri denir.

Meme Kanseri Risk Faktörleri Nedir?

Bazı özellikleri taşıyan kadınlarda, meme kanserinin daha sık görüldüğünü biliyoruz. Bu özelliklere risk faktörleri diyoruz. Bu risk faktörlerini taşıyan kişilerin mutlaka meme kanserine yakalanacakları söylenemez. Sadece, bu faktörleri taşımayanlara göre, daha fazla meme kanserine yakalanma olasılıkları olduğunu biliyoruz. Bu faktörleri taşımayan kişiler de meme kanserine yakalanabilirler. Meme kanserine yakalanan kadınların yarısı, bu risk faktörlerini hiç taşımamaktadır. Bu nedenle, risk faktörlerinin taşımayan kişiler de olağan kontrollerini yaptırmalıdırlar.

Meme kanserine yakalanma riskini artıran faktörleri kısaca şu şekilde sayabiliriz;

Yaş: İleri yaş önemli bir risk faktörüdür. Yeni meme kanseri tanısı konan kadınların % 70′i, 50 yaş üzerindedir. Diğer bir deyimle, yaşı 50 yaş üzerinde olan kadınlarda meme kanseri görülme sıklığı, yaşı 50 yaşın altında olan kadınlardan 4 kat daha fazladır. Bu nedenle, 50 yaş üzerindeki her kadın, mutlaka yılda bir defa hekime baş vurarak muayene olmalı ve mamografi dediğimiz meme filmini çektirmelidir.

Kişisel meme kanseri hikayesi: Daha önce meme kanseri geçirmiş ve tedavi olmuş kadınlarda, diğer memede kansere gelişme olasılığı normal kadınlara göre 3-4 kat daha fazladır. Ailede meme kanseri hikayesi: Aile yakınları arasında meme kanserine yakalanmış kadınların, meme kanserine yakalanma olasılığı, diğer kadınlara göre daha fazladır. Örneğin, kız kardeşi veya annesi meme kanserine yakalanan bir kadının, meme kanserine yakalanma riski, diğer kadınlardan 2- 5 kat daha fazladır. Bu kadınlar daha sık ve dikkatli izlenmelidir. Bu şekilde sorunları olan kadınlar, meme kanseri genetik danışmanlığının yapıldığı kliniklere baş vurarak risklerini hesaplattırmaları gerekir. Eğer aile geçiş riski yüksek bulunursa, genetik testi yaptırmalıdırlar. Vakfımız polikliniğinde bu hizmet verilmektedir.

Daha önce meme biopsisi yapılmış olması: Memede bir kitle nedeni ile biopsi yapılmış ve iyi huylu bir tümör saptanmış olabilir. Bazı kanser olmayan iyi huylu tümörlerin bulunması, kanser gelişme riskini değişik oranlarda artırabilmektedir. Bu, tümörün hücresel yapısına göre değişir. Örneğin, yapılan bir biopside, çıkartılan kitlenin patolojik incelemesi sonucu atipik hiperplazi tanısı konmuş kadınlarda ( bu tamamen iyi huylu bir tümördür), meme kanseri gelişme oranı normal kadınlara göre daha fazladır.

Fertil çağ süresi: Adet görmeye erken başlanması, menepoza geç girilmesi, fertil çağı uzatmaktadır. Bu sırada kadın daha uzun süre östrojen hormonu etkisi altında kalmakta, meme kanseri gelişme riski artmaktadır. Erken menopoza giren kadınlarda hormon tedavisi yapılmıyor ise, meme kanseri riski önemli ölçüde azalmaktadır. Elli yaşından sonra adet görmeye devam eden kadınlarda, meme kanserine yakalanma riski az da olsa artmaktadır.

Doğurganlık hikayesi: İlk çocuğu doğurma yaşı önemlidir. İlk çocuğunu 30 yaşından sonra doğuran kadınlarda meme kanseri görülme oranı 20 yaşından önce doğuranlara göre 2 kat fazladır. Hiç çocuk doğurmayan kadınlarda risk hafif yükselmektedir

Sosyoekonomik seviyenin yüksekliği: Varlıklı, sosyoekonomik düzeyi yüksek olan kadınlarda, meme kanseri görülme oranı daha fazladır. Bu ailelerin kızları daha iyi beslendikleri için daha erken gelişmekte ve erken yaşta adet görmeye başlamaktadır. Ayrıca bu çocuklar büyüdükleri zaman eğitim ve iş nedeni ile daha geç evlenmekte ve daha geç çocuk sahibi olmaktadırlar. Bu nedenlere bağlı olarak fertil çağın erken başlaması, geç doğurma gibi nedenler sebep olarak sayılabilir. Ayrıca bunların dışında başka faktörler de rol almaktadır.

Östrojen hormonu tedavisi görenler: Menopoz nedeni ile uzun süre östrojen tedavisi ( 10 yıldan fazla) gören kadınlarda, meme kanseri oranı artmaktadır. Fakat, hormon tedavisi almayan kadınlarda da, kalp hastalıklarında ve osteoporoz gibi sorunlarda artış ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle, menopoz yakınmalarının azaltılması amacı ile, östrojen verilmesi önerilebilir fakat, mutlaka bir hekim kontrolu altında yapılmalıdır.

Doğum kontrol hapı kullanılması: Bu konuda farklı görüşler olmakla birlikte hafif bir risk artışı olduğu ileri sürülmektedir. On yıl önce doğum kontrol hapını bırakmış olan kadınlarda ise, bu risk tamamen ortadan kalkmaktadır.

Alkol kullanılması: Fazla alkol alan kadınlarda, almayan kadınlara göre risk nispeten artmaktadır. Günde 3 bardak yüksek dereceli alkol içen bir kadının meme kanserine yakalanma riski, hiç içmeyen kadına göre 2 kat daha fazladır. Alkol alımının günde bir kadeh ile sınırlandırılması önerilmektedir.

Sigara: Sigaranın kesin bir etkisi gösterilememiştir. Fakat, genel sağlığı etkilediğinden dolayı bırakılması önerilmektedir.

Şişmanlık ve yağlı beslenme: Bazı çalışmalarda şişmanlığın, özellikle 50 yaş üzerindeki kadınlarda meme kanserine yakalanma riskini artırdığı gözlenmiştir. Özellikle, doymuş yağların fazla bulunduğu yağlı et gibi yemekler ve yağlı süt ürünlerinin fazla alınmasının bu riski artırdığı ileri sürülmüştür.

Meme Kanseri Önlenebilir Mi?

Henüz meme kanserini kesin önleyen bir yöntem henüz yoktur. Günümüzde bilinen tek yöntem, erken tanıdır. Erken tanı sayesinde, meme kanserinin getirdiği sorunlar büyük oranda çözülebilmektedir. Bu sayede hastalığın toplumda yaptığı hasar en aza indirilebilir, yaşam süresi ve kalitesi önemli ölçüde arttırılabilir.

Erken teşhis için bilinen en iyi ve etkili çözüm, kadınların risk durumlarına göre belirlenmiş olan muayene ve tetkik protokollarının uygulamasıdır.

Meme Kanseri Nasıl Erken Tespit Edilebilir?

Posted by admin on Mart 30th, 2008

Meme kanserinde erken teşhis yöntemleri, hastanın taşıdığı risk faktörlerine göre değişmektedir. Bu risk faktörlerinin arasında en başta yaş gelmektedir. Daha genç yaşlarda ortaya çıkabilmesine rağmen, ilerleyen yaş gruplarında bu risk artmaktadır. Bu nedenle ilerleyen yaş gruplarında erken teşhis için alınması gereken önlemler, daha erken yaş gruplarına göre farklılık göstermektedir. Yirmi yaş üzerindeki kadınlar, her ayın belirli bir döneminde kendi kendilerini muayene etmelidirler. Bu muayene sırasında meme dokusunda farklılık olup olmadığı araştırılır. Eğer bir değişiklik tespit edilirse derhal bir hekime baş vurulmalıdır. Bir değişiklik saptanmasa bile, üç yılda bir kez hekim tarafından muayene edilmelidirler.

Kırk yaşına gelen kadınların, kendi yaptıkları periyodik muayeneye ek olarak her yıl bir kez hekim tarafından muayene edilmeleri gereklidir. Ayrıca her yıl veya iki yıl ara ile mamografi çektirmeleri gereklidir.

Elli yaşından sonra, kadınlar kendilerinin periyodik muayenelerine ve her yıl bir defa hekim muayenesine devam etmeli ve mamografi dediğimiz meme filmini her yıl çektirmelidir.

Kadınlar Kendilerini Nasıl Muayene Etmelidir?

Erken teşhis için her kadının ayın belirli bir günü kendisini muayene etmesi gerekir. Her ay kendisini düzenli olarak kendisini muayene eden bir kadın, memesinde ortaya çıkan bir kitleyi çok daha erken fark eder. Kadınlara kendilerini muayene etmesini öğreten çeşitli kitap ve broşürler var. Fakat bu çoğunlukla yetersiz kalmaktadır. Meme muayenesini öğreten silikon meme kiti ve video filmleri bulunmaktadır. Vakfımızda meme muayenesi eğitimi, bu araçlar ile seminerler şeklinde verilmektedir.

Muayene Sırasında Fark Edilebilecek Değişiklikler Nelerdir?

Aşağıda değişiklikler fark edildiğinde, gecikmeden bir hekime baş vurulmalıdır:

Memede iki haftadan uzun süre ele gelen sertlik veya kitle,
Meme derisinde kalınlaşma, şişme, renk değişikliği,
Meme başında kalınlaşma, kızarıklık veya yara olması,
Memede veya meme başında içeri doğru çekinti olması,
Memenin şeklinde değişiklik,
Meme başlarının pozisyonlarında değişiklik,
Meme başında ortaya çıkan akıntı.


Copyright © 2007 Sağlıklı Yaşam Haberleri. All rights reserved.