Posted by admin on Ağustos 31st, 2008
Hepimizin ruh hali zaman zaman değişir. Ancak bazı kişilerde bu olay hastalık derecesine ulaşır ve kişinin günlük yaşamını etkileyerek işine ve kişisel ilişkilerinin düzenli gitmesine engel olacak boyutlara ulaşır.
Daha önce mani-melankoli denilen bu hastalığa şimdi ruhsal durumdaki kutuplaşmaları belirtmek bakımından “iki kutuplu” (Bipolar Bozukluk) denmektedir. Hastalar bazen kendilerini olağanüstü bir biçimde sevinçli ve canlı hissederler. Bu ruh haline “mani” denir.
Bir hasta şöyle açıklıyor : İlk önce herşey insana harika gelir. Aynı zamanda kendinizi müthiş enerjik hissedersiniz. Sanki herşey ivme kazanmıştır. Dolayısı ile herşeyi hemen yapmak gerektiği hissine kapılırsınız. Ciddi bir mani krizi sırasında çalışamaz duruma gelirsiniz. Belli bir programı takip etmekte güçlük çektiğiniz için işinizi yapamaz, uyku uyuyamaz ve yemek yiyemezsiniz.
“İki kutuplu” hastalıktan şikayeti olan kişilerde tuhaf inançlara sahip olmak da söz konusudur. Bir hasta ; kendisinin bir tanrıyla konuştuğuna inanabilir. “Mani” krizi geçiren hastalar olağanüstü yeteneklere sahip olduklarına inanırlar ve kendilerinin önemli kişiler olduğu hissine kapılırlar. Kendilerini asil bir kişi, film artisti veya önemli bir din adamı biçiminde görürler. Hareketlerine dikkat etmezler ve mantıksız davranışlarda da bulunurlar.
Bu hastalığın gösterdiği diğer ruh hali ise bambaşkadır ve mani krizinin tam tersidir. Kişi kendini sevinçli hissedeceğine depresyona girer; normal yaşamın gerektirdiği faaliyetlere karşı olan ilgisini ve sevgisini kaybeder.
Arkadaşlarından ve ailesinden uzaklaşmaya başlar, iştahı kesilir hatta normal günlük faaliyetlerden olan alışveriş veya duş yapmak gibi şeyleri de yapamaz olur. Bu durum, hastaların dışarıyla olan ilişkileri üzerinde çok kötü etkiler bırakabilir. Öyle ki sanki aranıza camdan bir duvar çekilmiş gibi insanlardan koptuğunuzu hissedebilirsiniz.
Depresyon bazı ağır vakalarda, hastaları intihara sürüklemektedir.
Birçok ruh hastalığı gibi iki kutuplu hastalık da tedavi edilebilir ve hastalar normal bir yaşam sürebilirler. Zaman zaman içinde bulundukları ruh halinde kutuplaşmalar görülse de kendilerini normal hissettikleri zamanlar da olabilir; işlerine devam edebilirler ve normal insan ilişkileriyle dolu bir yaşam sürebilirler.
İki kutuplu hastalık hem kadınları hem de erkekleri etkilemektedir.Hastalık genellikle 20 yaşlarındaki kişilerde görülmektedir. Hastalığın çeşitli nedenleri arasında kalıtım (hastaların çocukları için risk oranı yüksektir) ve beyindeki kimyasal düzensizlikler sayılabilir. Sorun bazen de stresten ve mevsim değişikliklerinden kaynaklanır. Mani krizleri daha çok ilkbaharda, depresyon ise kış aylarında görülmektedir
Posted by admin on Ağustos 31st, 2008
Besinler uygun olmayan koşullarda hazırlandığı, dondurulduğu ve saklandığında
bakteriler tarafından bozulmaya başlar. Yiyeceklerin saklanmasında özen
gösterilmesi gereken noktalar şunlardır:
oEtlerin, kümes hayvanı etlerinin, deniz ürünlerinin ve yumurtanın çok iyi
pişirildiğinden emin olun. İyi pişirilen besinlerde bakteriler kolayca ölürler.
Çiğ ya da iyi pişmemiş yiyecekleri tüketmekten kaçının.
o Çiğ et ve tavuk kestiğiniz kesme tahtalarını ve bıçakları sıcak ve sabunlu
sularla yıkayın ve temizleyin.
o Piknik ya da ızgara partilerinde sıcak yiyecekleri sıcak, soğuk yiyecekleri
soğuk halde tutmaya çalışın. Akşamdan kalan yiyecekleri uygun biçimde dondurun.
o Tuvalete girdikten sonra ve yemek hazırlamaya başlamadan önce ellerinizi
mutlaka yıkayın. Çocuklarınızın da ellerini temiz tutmalarına özen gösterin.
o Bozulmuş, kokusu değişmiş yiyecekleri, kutusu şişmiş konserveleri ve bozulmuş
paketleri atın.
o Dondurulmuş etleri üç, kümes hayvanı etini iki günden uzun süre buzdolabında
saklamayın.
o Bakterilerin üremesini engellemek için yiyecekleri buzdolabında defrost edin
ya da mikrodalgada çözdükten hemen sonra pişirerek tüketin.
o Önceden çözülmüş besinleri yeniden dondurmayın, ya hemen pişirin ya da atın.
o Meyveleri yemeden önce yıkayın
o Çiğ besin koyduğunuz tabaklara pişirilmiş besinleri yerleştirmeyin
Posted by admin on Ağustos 31st, 2008
Bitler başında yerleşip üreyecek bir kurban ararken ince
eleyip sık dokumazlar. Kadın, erkek, şu aile bu aile diye de ayırım yapmazlar.
Birinin başından ötekine gezmeye gitmeye, bir de temiz saçlara bayılırlar.
Okula, anaokuluna ve kreşlere giden çocuklarda bitlenme olayı sık sık görülür.
Tarak ve ve saç fırçalarını, bisiklet miğferlerini paylaşmak, hatta başında bit
olan bir kimseye yaklaşmak bile bitlenmek için yeterlidir.
Bitler kan emici böceklerdir. Renkleri grimsi beyaz, boyları ise üç milimetre
kadardır. Bitlenme yılın her mevsiminde olabilir. Bitler; hastalık taşıyıcısı
olmamakla birlikte kaşıntı yaptıkları için sık sık kaşınan yerlerde deriyi
tahriş edebilir ve enfeksiyona yol açabilirler. Biti görmek güçtür fakat beyaz
sirkeleri göze daha kolay görünür. Sirkeler, saça yapışık dururlar ve
görünümleri saç kepeğine çok benzer.
Bitlenme Nasıl Belli Olur ?
Kişinin başı devamlı kaşınıyorsa; bitten kuşkulanmak yerinde olur.
Bitlenen kişinin başını koyup yattığı yastığın üzerinde görülen siyahlı beyazlı
tozlar bitlerin dışkısı ve kaşınan deriden dökülen tozlar olabilir. Koyu renk
saçlar arasında bitlerin sirkelerini görmek daha kolaydır. Açık renk saçlarda
daha zordur. Sirke araması güneş ışığı gibi kuvvetli bir ışığın altında
yapılmalıdır. Saçtaki kepekle sirkeleri ayırmak zor olmakla birlikte
fırçalanınca saçtan dökülmeyen ve saça yapışık kalan beyaz tozlar sirke
olabilir. Sirkeleri bulmanın yollarından biri saçları iyice tarayarak lastik
band ve tokayla dörde ayırıp bağlamaktır. Dörde ayırdığınız saçın bir bölümünü
elinize alarak parmaklarınızla ve sık ve ince dişli bir tatakla tarayın ve saçta
ve saç diplerinde sirke olup olmadığını kontrol edin. Sirkeler genellikle,
kulakların üst ve arka tarafındaki saçlar ve kahküller arasında bulunurlar.
Beyin Felci Nasıl Anlaşılır ?
Eczaneden bit öldürücü bir şampuan satın alın. Bitleri öldürmek için
kesinlikle gazyağı veya sinek öldürücü spreyler kullanmayın. Özel şampuanı
kullanırken kullanma talimatını dikkatle okuyun. Şampuanı kullandığınız banyonun
havalanmasının iyi olması gereklidir. Gebeyseniz bu şampuanı ne kendi saçlarınız
için kullanın ne de bu şampuanla bir başkasının başını yıkayın.
Şampuanı önce saç diplerine uygulayın sonra da bütün saçları kaplayacak biçimde
başa yayın. Dikkat edin: şampuan gözünüze kaçmasın. Başka birisinin başını
yıkarken gözlerine bir bez kapattırın.
Şampuanlama bittikten sonra saçlarda sirke görebilirsiniz ama, bunlar ölmüş
sirke olabilir. Sirkeleri iki tırnağınızın arasında kırmaya çalışın. Patlayarak
kırılan sirkeler canlı sirkelerdir. Geri kalan sirkeleri temizlemek için saçları
sık ve ince dişli bir tarakla tarayın. Yedi gün sonra saçları bu özel şampuanla
tekrar yıkayın.
Evde birisi bitlendi mi diğerleri de bitlenebilecegi için herkesin bit
temizliğinden geçmesi gerekir. Evdeki bütün tarak ve saç fırçalarını saçlara
takılan süsleri, şapkaları, yatak çarşaflarını gecelikleri ve giysileri sıcak
suyla yıkayın.
Çocuğunuzun Okuluna/Kreşine Mutlaka Haber Verin !
Çocuğunuz bitlendiyse gittiği okula veya kreşe haber verin ki diğer
anne babalar da çocuklarını kontrolden geçirebilsinler. Diğer çocuklarda hala
bit varsa sadece sizin çocuğunuzun temizlenmesi yeterli olmayacaktır.
Bitlenmeyi önlemek zor olmakla birlikte tehlikeyi azaltmak için çocuklarınıza
şapkalarını, taraklarını ve saç firçalarını başkalarıyla paylaşmamayı öğretin.
Çocukların saçlarını sık sık kontrol edin. Bite rastlarsanız utanmayı bir kenara
koyarak çocuğun gittiği okula haber verin.
Posted by admin on Ağustos 31st, 2008
Çocuğunun Bağımlılık Yapıcı Maddeler Kullanmasından
Kuşkulanan Anne Baba Ne Yapmalıdır?
Bu durum karşısında kalan anne babanın öfkeye kapılıp çocuğu tehdit etmesi veya
cezalandırması normal bir tepki olsa bile bu davranış, yarardan daha çok zarar
verebilir.Nedenini şöyle açıklayalım. Gençler anne babalarının sevgisinden ve
zor duruma düştüklerinde anne babalarından yardım göreceklerinden emin
olmalıdırlar. Öfke ve tehdit, çocukta korku yaratır ve sorunları olduğunda size
açılmasını engeller. Aslında bir gencin yasaklanmış uyuşturucu veya keyif verici
maddeleri denemesi, bu gencin “sorunları var” anlamına gelir.
Yapılacak İlk Şey…
Bu durumda yapılacak ilk şey, paniğe kapılmamak ve ailenizin başına
gelen bu olaydan kendinizi suçlayarak kötü bir anne baba olduğunuz sonucuna
varmamaktır Sorun her ailede olabilir. İkinci olarak, kullanılan maddenin
sağlığa etkileri hakkında daha fazla bilgi edinmek gerekir. Bunun yanında,
bulunduğunuz yöredeki sağlık merkezlerine başvurarak alkol ve uyuşturucu
sorunlarıyla ilgilenen bir danışmana havale edilmek isteyebilirsiniz. Ayrıca,
konuyu enine boyuna düşünmeniz de gerekir.
Gençler Yasaklanmış Uyuşturucu veya Keyif Verici
Maddeleri Neden Kullanırlar ?
Gençlerin bu maddeleri kullanma gereksinimi, yetişkinlerin
rahatlamak, eğlenmek ve toplumsal ilişkilerde diğer kişiler gibi olmak gibi
nedenlerle, alkol ve tütün gibi yasaklanmamış maddeleri kullanma gereksiniminden
farklı değildir. Tütün ve alkolün yasal madde oldukları halde, yasaklanmış
maddelerden daha çok sağlık sorunlarına neden olduklarını da unutmamak gerekir.
Bazen gençler yasaklanmış uyuşturucu veya keyif verici maddeleri yeni bir şey
denemek amacıyla kullanırlar. Bazen de gençlerin sorunları olabilir; okulda
stres altında olabilirler, diğer gençlerle uyum içinde olmadıklarını
sanabilirler veya herhangi bir nedenden dolayı kendilerini değersiz veya
yeteneksiz hissedebilirler. Çocuklarımızın içinde büyümekte oldukları bugünün
toplum koşullarının, bizlerin yetiştiği toplum koşullarından farklı olduğunu da
unutmamak gerekir. İçinde yaşadığımız toplum koşulları, kişilerin
gereksinimlerini çabucak karşılayabildikleri bir düzen haline gelmiştir. Canı
sıkılan bir kişi televizyonun düğmesini çevirir ve anında karşısına bir eğlence
çıkar; herhangi bir ağrıdan şikayeti varsa ilaç alarak bunu giderir; stres
altında olduğu zaman da ya yasal olarak kullanılabilecek tütün ve alkol gibi
maddeleri ya da marijuhana gibi yasaklanmış bir madde kullanır ve böylece
kendisini daha iyi hisseder.
Yasaklanmış Maddelerin Nesinden Korkuyorsunuz ?
Korkunuz, çocuğunuzun aşırı uyuşturucu yüklenmesinden ölebileceğinden
veya sağlığının etkileneceğinden mi kaynaklanıyor ? Derslerinin veya işinin
etkileneceğinden mi endişe duyuyorsunuz ? Çocuğunuzun polislik olacağından veya
halen kullanmakta olduğu maddelerden daha da ağır uyuşturuculara yöneleceğinden
mi korkuyorsunuz ?
Biraz sakinleştikten sonra, çocuğunuza sorarak uyuşturucu maddeleri ne şekilde,
ne miktarda, ne kadar zamanda bir ve kimlerle birlikte kullandığını araştırın.
Çocuk uyuşturucuyu yalnız bir kez denemiş olabilir. Gençlerin çoğu,
uyuşturucuları denerler ama kullanmaya devam etmezler. Çocuğunuza durumdan
endişe duyduğunuzu ve sorunu çözümlemekte yardımcı olacağınızı söyleyin. Alkol
ve uyuşturucu sorunları danışmanıyla görüşüp görüşmek istemediğini araştırın.
Bazı anne babalar şunu diyebilirler: ” Çocuğu cezayla tehdit etmek veya dışarı
çıkmasını engellemek uyuşturucu kullanmasını önleyemez mi? ” Bu davranış her zaman
olumlu sonuç vermemektedir. Gerçek olan şudur ki, anne baba ne söylerse
söylesin, ne yaparsa yapsın çocuğun uyuşturucu kullanmasını önleyemez. Anne baba
olarak yapabileceğimiz en iyi şey, çocuklarımıza onları sevdiğimizi göstermek ve
her zaman sorunlarını dinlemeye hazır olmaktır. Kapıyı yüzlerine kaparsak, daha
da fazla uyuşturucu kullanma olanağı artabilir. Ama açık kapı bırakırsak, çocuk
her zaman için uyuşturucuyu bırakma konusunda bizden yardım isteyebilir.
18 Yaşından Küçüklere Sigara Satmanın Yasadışı Olduğunu
Unutmayın.
Bütün tütün bayileri, gençlere sigara satmadan önce 18 yaşından büyük
olduklarını kanıtlayan bir kimlik belgesi göstermelerini istemelidirler. Bu
yasaya karşı gelenler, para cezasına çarptırılabilir. Yasa, gençlerin sigara
satın almalarını zorlaştırarak sağlıklarını korumayı amaçlamaktadır. Erken yaşta
sigara tiryakisi olanların tiryakiliği uzun yıllar devam ettirdikleri
görülmektedir. Acıklı olan gerçek şudur ki, sigara içenlerin %40′ı tütünle
ilgili bir hastalıktan ölecektir. Öte yandan, sigaraya 18 yaşından önce
başlamayanlarda ileride sigara alışkanlığı pek fazla görülmemektedir.
Posted by admin on Ağustos 31st, 2008
Yaşınız ne olursa olsun ayaklarınız sağlıklıysa vücüdunuzu hareketli ve enerjik tutabilirsiniz. Nüfusun %40′ının ayaklarından ağrılı sancılı şikayetleri vardır. Ayaklarla ilgili sorunlar tedavi edilmezse yaşlandıkça kişinin hareket olanakları ve bağımsızlığı elden gidebilir. Ayaklarınızın önemini ve sizin için ne kadar gerekli olduklarını sağlıklıyken değerlendirin.
Ayağınıza uygun ayakkabılar giyin
Çocuklukta ayağa uygun ayakkabılar giymek ileride ortaya çıkabilecek sorunları önler. Çocuklara ayakkabı alırken şunları unutmayın: Çocuk için satın aldığınız ayakkabının burnunda ayak parmaklarının rahatça hareket edebilecekleri kadar yer bulunsun. Ayakkabının burnuğuyla en uzun ayak parmağı arasında elinizin başparmağı kalınlığında bir aralık olmalıdır. Çocuklara ayakları büyüdüğü zaman da giyebilecekleri kadar kocaman ayakkabılar almak da sorunlara neden olabilir. Ayakkabının topuk kısmı bükülgen olmalı ve topuğu arkadan desteklemelidir.
Büyüklerin ayakkabılarına gelince, uzun süre yüksek topuklu ayakkabılar giymek ileride belde, ayaklarda ve bacaklarda ağrılara ve ayak parmaklarının pençe gibi kıvrılmasına neden olur. Yüksek topuklu ayakkabıları özel günlere saklayın veya zamanın çoğunu oturarak geçireceğiniz günlerde giyin. Günlük ve dans ederken ayağı destekleyen alçak topuklu ayakkabılar giyin. Özellikle yaşlı kişilerin ayağı iyice saran ve destekleyen alçak topuklu ayakkabılar giymeleri önemlidir. Ayağa iyice oturmayan ayakkabı ve terlikler, tokyolar kolaylıkla düşmeye neden olmaktadır. Yaşlı kişilerin ayak tabanlarındaki “doğal’ topuk desteği zamanla yitirilebilir ve yürüyüş yapmak zahmetli olabilir. Ayağı desteklemek için ayakkabının içine yerleştirilebilecek cinsten ayakkabı tabanları satın alabilirsiniz.
Ayaklarla ilgili yaygın sorunlar
Ayakta ve ayak parmaklarında meydana gelen sert ve boynuzumsu deri topaklarına nasır denir. Ayağın bir kısmı vücut ağırlığının büyük bir kısmını taşıdığı zaman, ayağa uygun ayakkabılar giyilmediğinde veya ayağın türlü nedenlerle biçimini değiştirdiği durumlarda oluşur. Nasırlardan kurtulamıyorsanız bir uzmana gidin. Yoksa sorun tekrarlayarak daha da kötüleşebilir.
Bunyon denilen bir diğer sorun da ayak başparmağının eklem yerinin biçim değiştirerek sancı ve şişkinlik yapmasından kaynaklanır. Ayağınızda bunyon varsa veya yeni oluşmaktaysa uzmanınızı görün.
Tırnak batması tırnağın bir ucunun deriye gömülerek şişkinlik ve sancı yapmasıyla meydana gelir. Tırnak batmasını önlemek için ayak tırnaklarını ayak parmaklarının hizasında ve bir uçtan ötekine düz olarak kesin ve ayağı sıkan ayakkabılar giymeyin.
Şeker hastaları için
Ayak bakımı özellikle şeker hastaları için önemlidir. Şeker hastalığı ayaklardaki sinirleri tahrip ettiği için ayakta meydana gelen kesik veya su toplaması gibi yara ve bereler hissedilmeyebilir. Şeker hastalığının ayaklara yaptığı diğer bir zarar ise kan dolaşımını etkilemesidir. Bu nedenle ayakta meydana gelebilecek yara veya yaralanmalar ne kadar önemsiz olurlarsa olsunlar çabucak iyileşmezler ve enfeksiyon tehlikesi artar. Sorunlar önemsiz görünse de hemen tedavi edilmezlerse ileride daha da karmaşık sorunlara yol açabilirler ve ayağı veya bacağı dizin alt kısmından itibaren kesmek gerekebilir.
Herhangi bir yara, yaralanma, şişkinlik veya ağrı olasılığına karşı ayaklar hergün kontrol edilmelidir. Ayağınızın her tarafını göremiyorsanız aynayla kontrol edin. Su toplanan yerleri, kesik ve sıyrıkları hafif bir antiseptikle temizleyin ve üzerlerine sterilize edilmiş yara bandı koyun. Ayaktaki yara ve bereler üç dört gün içinde geçmediyse doktora gidin. Ayaklarınızı hergün sıcak olmayan ılık suyla yıkayın. Sonra her taraflarını iyice ve yumuşakça kurulayın. Ayağınızın derisi kuruysa çatlakları önlemek için hergün nemlendirici bir krem sürün.
Recent Comments