Yaşa göre hareketsel gelişim
İlk üç ay içinde
Gözleri ile hareket eden şekilleri takip edebilir, kucağa alındığında kafasını dik tutabilir, yüz üstü yatarken kafasını bir miktar yukarı kaldırabilir ve yanlara çevirmeye çalışır, kollarını hareket ettirebilir,ellerini yumruk haline getirebilir.
Üç altı ay arasında
Nesne ve oyuncakları yakalamaya çalışır onlara uzanmaya çalışır, eline aldığı nesneleri ağzına götürmeye çalışır, hoşuna giden nesnelere uzanmaya çalışır. Kafasını yüz üstü yatarken tam dik kaldırabilir. Kafasını tutabilir.
Altı oniki ay arası
Oturabilir, emekleyabilir, tutunarak ayağa kalkabilir, 12. ayın sonuna doğru ayakta çok kısa süreli durabilir, ayakta tutulduğunda ayaklarını hareket ettirir, ufak eşyaları ve oyuncakları iterek yuvarlayabilir, elleri arasında oyuncak geçişi yapabilir, sırt üstü yatarken düz dönebilir, işaret parmağı ile nesneleri gösterebilir.
Oniki onsekiz ay arası
Yürür, elinden tutulduğunda merdiven tırmanır, ayakta iken çömelebilir, ayağı ile topa vurabilir, yere doğru eğilir, destekle zıplayabilir, kaşığı rahatlıkla tutabilir.
Onsekiz yimidört ay arası
Kapıyı açabilir, kendi başına merdivenden inip çıkabilir, bir elini daha çok kullanmaya başlar , oyuncakları ile oynarken el becerilerini rahatlıkla kullanabilir (2-3 küpten kule yapabilir ).
İki üç yaş arası
Düşmeden koşabilir, bazı çizgileri taklit eder, merdivenden rahatlıkla kendi başına inip çıkabilir, oyuncakları ile oynarken el becerilerini rahatlıkla kullanabilir,düğmesini açabilir, üç tekerlekli bisikleti sürebilir, tek ayak üstünde kısa bir süre durabilir , bir bardak suyu taşıyabilir ,yürürken engelleri adım atarak rahatlıkla geçer, rahatlıkla çömelip kalkabilir, geri geri yürüyebilir.
Üç dört yaş arası
Tek ayağı üzerinde uzun süre durabilir, ayakkabısını giyer, kendini doyurabilir, düz çizgi çizebilir, tek başına dolaşmaya çalışır, çift ayakla 40 cm sıçrayabilir, öne takla atabilir, yardımsız kaydıraktan kayabilir, çömelip kalkma hareketini rahatlıkla yapabilir, oyuncakları ile oynarken el becerilerini rahatlıkla kullanabilir, 40-50 cm den aşağı atlayabilir, tek ayakla sıçrayabilir, dans etme müzik ile beraber tempo tutma, zıplayan topu eli ile tutma, kağıttaki şekilleri boyar, 3-4 renk eşleştirebilir, aynı kartları eşleştirebilir, bazı harfleri eşleştirebilir, artı eksi yapabilir.
Dört altı yaş arası
Makasla kağıtları kesebilir, bakarak 1 den 8-9 a kadar sayı yazabilir, öğretilirse adını yazabilir, sek sek oynayabilir, üçgen ve kare yi kopyalar, kendi giyinir kendi soyunur, ayakkabısını bağlar, yüzünü yıkar, dişini fırçalar, altı yaşında iki tekerlekli bisiklete binebilir, el becerileri gözle görülür bir şekilde gelişir
Yaşa göre dil gelişimi
İlk üç ay içinde
Sese karşı tepki verir, agulama şeklinde sesler çıkarabilir, tanıdık kişi ve eşyaları görünce ellerini sallar gözü ile takip eder, kendi kendine gülümseyebilir, müzik ve konuşmaya karşı tepki verir, kendi kendine oynarken bazı heceleri tekrarlar, dudakları ile p , b, m gibi harfleri çıkarmaya çalışır.
Üç altı ay arasında
Çevresinde konuşan kişileri arar, ağlarken konuşulunca rahatlar, agulama şeklinde iletişim kurar, yüksek sesle güler, kendine göre ağlama dışında heceler kullanır.
Altı oniki ay arası
Annenin sesini taklit etmeye çalışır, cee oyunu oynar, bazı eşyaları ses çıkartmak için kullanır, ma ma -da da gibi sesleri rahatlıkla çıkarır, 12 aya doğru baba mama der, oyuncakları ve kişileri ile anlamsız dahi olsa konuşmaya çalışır,
Oniki onsekiz ay arası
Hızla yeni kelimeleri öğrenmeye devam eder, her gün gördüğü cisimleri adlandırmaya ve onları rahat tanımaya başlar, insanlar ile ilişki kurarken anlamlı kelimeleri çoğunlukla kullanmaya başlar, ailenin öğrettiği kelimeleri kendi kendine tekrarlar, onsekizinci aya doğru iki komutu üst üste anlayıp yerine getirir, (bardağı al mutfağa götür gibi ),
Onsekiz yimidört ay arası
İki kelimelik cümleler yapmaya başlar, tanıdıklarının ismini bilir, isteklerini rahatlıkla ifade edebilir, ikiden fazla komutu anlar ve yerine getirir, yirmidördüncü aya doğru üç kelimelik cümleleride konuşur.
İki üç yaş arası
Tanıdığı yetişkinler ile rahatlıkla sohbet eder, reddetme ifadesi kullanabilir, cümle yapısı erişkin cümle yapısına benzemeye başlar, vücudunun parçalarını rahatlıkla yapar, bütün komutları yerine getirebilir, kelime hazinesi hızla artar.
Üç dört yaş arası
Konuşma ve cümle kurması erişkine iyice benzemeye başlar, kendine ait yaş, soyad gibi özellikleri bilir, ezberlediği şarkı sözleri vb. rahatlıkla söyler, erişkinler ile rahat sohbet edebilir.
Dört altı yaş arası
Grup halinde olan konuşmalara katılır, hikaye ve masal anlatır, sayı sayar, kelime hazinesi iyice artmıştır, sıfatları rahat kullanmaya başlar, cümle yapısı ve şekli erişkinle hemen hemen benzer, isteklerini ayrıntıları ile anlatabilir
Yaramazlık ve zeka arasındaki ilişki
Yaramaz çocuğun zekâ yönünden normal çocuktan farkı yoktur. Sadece aşırı hareketlilik sonucu, aile tarafından çocuklara nerede durulması gerektiği öğretilmediğinde ‘şımarıklık’ görülür. Çok hareketli çocukta ‘hiperaktivite bozukluğu’ denen sorun oluşabilir!
ZEKİ DEĞİL ŞIMARIK OLURLAR
Hareketli çocuk çok mu zekidir? Hareketlilik ile zekâ düzeyi arasında herhangi bir bağlantı yok. Aşırı hareketlilik en sıklıkla ailenin sınır koymaması sonucu, çocukların nerede durulması gerektiğini öğrenememesi durumunda, halk arasında şımarık denen çocuklar görülür. Ayrıca, çok hareketli çocukta bizim ‘dikkat eksikliğihiperaktivite bozukluğu’ dediğimiz sorun da söz konusu olabilir. Ama o çocukların zekâları aynı diğer çocuklar gibi büyük oranda normal olmakla birlikte, onlarda görülen oranda geri veya ileri de olabilir. Yani; yaramaz çocuğun zekâ yönünden normal çocuktan farkı yoktur. Amaçsız hareketlilik zekâ geriliği olan veya otistik çocuklarda sık görülür.
SORUNUNU KENDİSİ HALLETMELİ
Yaramazlıkla zekâ arasındaki fark ayırt edilebilir? Üstün zekâlı çocuklarda, amaçsız hareketlilik değil; keşfetme, merak etme, araştırma ve anlamaya çalışma gibi amaçlı hareketlilik görülebilir. Bu çocuklarda neden sonuç ilişkisi kurma, söyleneni kavrama iyi geliştiği için ailenin ve büyüklerin koyduğu sınırları kolay kabullenir. Yaptıklarının sonucunu hesap etme yetenekleri, sosyal becerileri, zekaları nedeni ile daha gelişmiş olduğu için toplum içinde uyumsuz hareketleri çok gözlenmez. Dikkat süreleri uzun olduğu ve dürtüsel olmadıkları için ilgilendikleri konu üzerine odaklanıp, uzun süre aynı konu ile meşgul olabilirler. Ailenin sınır koymaması, şımartmasından kaynaklanan yaramazlıklarda çocuk ailesinin yanında olmadığı başka ortamlarda, başka kişilerleyken söylenenleri dinler, evdeki hareketleri orada yapmaz. Okula, kreşe giden çocuklarda, ‘evde çok yaramaz, okulda çok sessiz’ denen çocuklar, genelde evde her isteği yapılıp, sınır koyulmayan çocuklardır. Bazen şımartma çok aşırı derecede olduğunda ve kurallar hiç öğretilmediğinde ise, çocukta her ortamda istediği davranışları kuralsız sergileme gözlenebilir. Dürtülerini kontrol etmeyi öğrenmedikleri için akıllarına geleni anında yapmak isterler, bir istekten bir isteğe atlarlar. Yaramazlıkta en çok ayırt edilmesi gereken; çocukta hiperaktivite olup olmadığıdır. Bu durumda çocuk, aile ve büyükler sınırları koysa da ve çocuk bunları uygulamak istese de, uygulayamaz, elinde olmadan düşünmeden hareket eder, başına çok iş getirir. Bu gibi durumlarda, ailenin gözünün devamlı çocuğun üzerinde olması gerekir. Ayrıca, istediği halde kurallara uyamadığı için ailenin ve öğretmenin tepkilerini çektiğinden çocukta; moral bozukluğu, depresyon gelişebilir. Dikkat süreleri kısa olduğu için ilgilendikleri konu üzerine odaklanamazlar, sık sık ilgilendikleri şey değişir.
Çocukların birbirleriyle kavgalarına hangi aşamada müdahale etmek gerekli?
Çocukların anlaşmazlıklarında öncelikle araya girmeden kendilerinin halletmesini beklemek, çocukların sosyal ilişkilerde problem çözme becerilerinin gelişmesi açısından faydalıdır. Ancak; vurma, ısırma ve saç çekme gibi davranışlar olduğunda, anında müdahale ederek bu davranışların yanlış olduğunun kesin bir dille uyarılması gerekir. O davranışları göstermek yerine; anlamayacağı düşünülse bile isteğini belirtebileceği, karşısındaki arkadaşının da istekleri olduğu, eğer yaşıtları ile oynamak istiyorsa bazen kendi isteklerinin olmayacağını anlatmak faydalı olur. Çocuk bir seferde bunu anlamasa da, ailenin her seferinde aynı tutarlı tavrı göstermesi ve çocuğun saldırgan davranışların onaylanmadığını görmesi sonucu, çocuk bir süre sonra bu davranışları kullanmayı bırakır.
Birlikte eğlencenin tadını çıkarın
* Sadece farklı bir ortamda olmak bile çocukların birçok yeni oyun fikri üretmesini sağlar. Çevrenizdeki ve kentinizde bulunan ve çocuklarınızla birlikte eğlenebileceğiniz parklar ve oyun alanlarını öğrenin.
* Bir alışveriş merkezini ziyaret edin ve ziyaret sonunda çocuklara sevdikleri bir yemeği ısmarlayın.
* Bir gün veya günün bir bölümünde çocuğun anne ya da babanın işyerine götürün.
* Bir uçurtma yapın ve birlikte uçurun.
* Oyun hamuru ile şekiller yapın.
Anne-babalara çocuklarıyla yapacakları faaliyetler için öneriler
* Bahçede veya yakındaki bir park alanında aile pikniği yapın.
* Ailece bisiklet gezintisi yapın.
* Seyahatler ve ev dışı gezilere gidin.
* Botanik parklarını, hayvanat bahçelerini ziyaret edin.
* Müzeleri ziyaret edin.
* Bir resim galerisini ziyaret edin ve örneğin içinde bir köpek ya da at olan tüm resimleri bulmak gibi bir oyun oynayın. Çocuğunuz küçükse gezinin süresini daha kısa tutun.
* Yakın civarda bulunan bir yere otobüs veya trenle gidin.
* Orman gezisi yapın.
* Deniz kenarında yürüyüşe çıkın. çakıl taşları veya deniz kabukları toplayın.
* Gazete ve dergilerden çocuklar için düzenlenen tatil aktivitelerini takip edin.
* Kütüphaneye gidin ve çocukların okuyacakları kitapları kendilerinin seçmesine izin verin
Okul fobisi
Okul korkusunun temelinde, çocuğun bağlandığı birinden ayrılma kaygısı yatıyor. Bu sorunun, çocuk psikolojisi göz önüne alındığında normal olduğunu belirten uzmanlar, annelerine aşırı bağımlı olarak büyümüş çocuklarda okul korkusunun daha yoğun olarak görüldüğüne dikkat çekiyor. Çözüm ise, çocuğu dinlemek ve ona karşı dürüst olmak…
Okul fobisi nedeniyle okula gitmek istemeyen çocuklara nasıl davranılması gerekir?
* Okul reddi tam olarak nedir? Hangi yaşlarda daha sık görülür?
Okul korkusu, okul reddi olarak adlandırılan durum aslında temel olarak çocuğun annesinden veya bağlandığı diğer bir kimseden, ki bu kişi baba, babaanne, anneanne veya bakıcı da olabilir, ayrılmakta çektiği sıkıntının bir sonucu olarak ortaya çıkar. Aslında ayrılık korkusu denilen durum çocuklarda normal bir gelişim süreci gösterir. Yaşamın ikinci altı ayında başlar, 15. ve 21. aylarda giderek artar ve 3 yaşından sonra azalarak kaybolur. Birçok çocuk zamanla bu ayrılıklarla başa çıkabilecek kapasiteyi geliştirse de, bazı çocuklarda çeşitli nedenlerle ayrılık çok ciddi bir tehlikeymiş gibi yaşanır.
* Görülme sıklığı nedir?
Çocuklarda her yaşta ortaya çıkabilecek bu durum en sık olarak ilk ayrılıkların yaşandığı 6-7 yaşlarında, ilkokula başlama dönemlerinde görülse de, 11-14 yaşlarında da sık olur. Çocuklarda sık karşılaşılan bir durumdur ve her yüz çocuktan dört yada beşinde görülür. Yaşla beraber azalır ve ergenlik döneminde oran her yüz çocuktan ikisi yada üçüne doğru düşer. Küçük yaşlarda kız ve erkek çocuklarda eşit oranlarda görülürken, ergenliğe doğru kız çocuklarda artış görülebilir.
* Çocukluk dönemi ile ergenlik dönemi arasında problemin nedenleri açısından farklılıklar var mıdır?
Evet, aslında her yaştaki görünümü farklı olabilir. Yani altı yaşında okula ilk başlayan çocuktaki belirtilerin nedeni çoğu zaman az önce bahsettiğim ayrılık problemiyken; okula belirli bir süre devam etmiş olan 9-10 yaşlarındaki bir çocuğun okula gitmek istememe nedenleri bambaşka olabilir. Okula gitmek istememe, çocuklar açısından ciddi bir problemin göstergesi olabilir. Bunların arasında çocuklardaki depresyon ve kaygı bozuklukları da bulunabilir ve bu problemi yaşayan her çocukta altta yatan neden araştırılmalıdır. Ergenlerde de oldukça sık bir şekilde karşılaştığımız bu problem, aileleri çok zor durumlara sokabilir. Genellikle çocuklardaki gibi ayrılık kaygısından değil, aile ile yaşadıkları ciddi çatışmalar sonucunda ergenin aileye resti şeklinde yada okuldan kaçma şeklinde olabilir. Ama bu durum okul korkusu olarak değerlendirilmemelidir. Okuldan kaçan birçok çocukta yalan söyleme, saldırganlık, kavga çıkarma gibi, asıl soruna eşlik edebilecek bazı davranış problemleri bulunabilir. Bu gibi durumlarda probleme daha farklı yaklaşmak gerekir.
* Hangi çocuklarda okul korkusu daha sık gözlenir? Hangi belirtileri gösterirler?
Daha sık olarak bireyselleşme sürecinde sıkıntılar yaşayan, annesinden ayrılamamış ve annesine bağımlı, yalnız kalamama, gece korkuları, gece kabusları, hayvanlardan aşırı korkma gibi şikayetleri bulunan ve anne-babayla beraber yatan çocuklarda gözlenir. Genellikle bebeklik döneminde korunaklı büyütülmüş çocuklardır bunlar. Hatta daha önce annesinden hiç ayrılmamış da olabilirler. Bu çocukların anneleri de ev hanımı, çocuklarına çok düşkün, çocukların sağlık problemleriyle çok ilgili, çocuğu kendine bağımlı kılan, başlarına bir şey gelmesinden sürekli endişe duyan, sürekli göz önünde bulundurmak isteyen, çocuklarını hayal kırıklığına uğratmamak için ellerinden geleni yapan bireylerdir. Bu şekilde büyüyen bir çocuk da farkında olmadan dış dünyayı bir tehdit olarak algılar. Ailelerdeki genel bir disiplin eksikliği de bu duruma yol açabilir. Çocuklar okula gittiklerinde, başlarına bir şey gelmesinden veya anne-babalarının başlarına kötü bir şey gelmesinden çok korkarlar ve sık sık telefonla iyi olduklarını duymak isteyebilirler. Eğer okula bir ebeveynle beraber gelmişler ise, sırada beraber oturmak veya pencereden sürekli onları kontrol etmek isterler. Göremedikleri zaman çok büyük bir sıkıntıya girebilirler ve bir sonraki gün okula gitmeyi tamamen reddedebilirler.
* Bu problemi tetikleyen nedenler var mıdır?
Çocuklarda problemi başlatan bazı faktörler olabilir. Örneğin; ailedeki bir bireyin hastalanması veya yakın akrabalarından birinin kaybı. Bazen bir kardeş doğumu, ailedeki tartışma veya kavgalar da ortaya çıkarıcı faktörler olabilir. Çocukların bazılarını sabah yataktan kaldırmak bile mümkün olmazken, bazıları okula gitmeyi kabul eder görünür ama servise binmeyi reddedebilir. Bazıları ise okula kadar gidip kapı önünde yoğun bir ağlama ve hırçınlık gösterebilir. Özellikle aile ile geçirilmiş bir tatil veya hafta sonu sonrasında genellikle haftanın ilk günü, okula gitmeye dirençle beraber başlayabilecek baş dönmesi, baş ağrısı, karın ağrısı, bulantı, kusma, çarpıntı, sık sık tuvalete gitme, ishal gibi bedensel belirtiler olabilir. Sıklıkla aileleri bu belirtiler daha da telaşlandırır ve fiziksel bir hastalık olabileceğini düşünürler.
* Çocuklarda okul korkularının nedenleri neler?
Ayrılık kaygısı okula gitmek istememeye yol açsa da, nedenler çok farklı da olabiliyor. Problemin ne zaman başladığı, ne şekilde ve hangi durumlarda ortaya çıktığının belirlenmesi çok önemlidir. Bazı çocuklar sosyal ortamlara girmekten çekindikleri için okula gitmek istemeyebilirler. Çocuk çok utangaç olabilir ve sınıf içerisinde arkadaşlarının arasında söz almaktan çekiniyor olabilir
Okul çantası
Okul çantasının ağırlığı çocuğun kilosunun yüzde 15′ini geçmemeli
Okul çağı çocuklarında bel ağrısı görülme sıklığının, yüzde 70’lere ulaştığı bildiriliyor. Bilinen bir başka gerçek de genç yaşta bel ağrısı çekenlerde, daha ileri yaşlarda da bel ağrısı yaşama riski artıyor. Bu nedenle çocukların ve gençlerin okul çağında, erken dönemlerden itibaren bel ağrısından korunması, sağlıklı bir toplumun oluşturulmasına da katkıda bulunur.
Okul çağında bel ağrılarına yol açan en büyük faktör hangisi?
Okul çocuklarında sırt çantasının bel ağrısına yol açtığı gösterildi. Okul çocuklarında sırt çantaları ancak ergonomik olarak tasarlanmışsa, doğru, uygun şekilde kullanılıyorsa güvenlidir diyebiliriz.
Neden soruna yol açıyor?
Sırt çantaları hem doğrudan mekanik yüklenme ile hem de duruşu bozarak bel ağrısına neden oluyor.
Önlem almam mümkün mü?
Sırt çantaları ve içindeki ağırlıkların toplamı çocuğun vücut ağırlığının yüzde 15’inden az olmalı,
Ağırlık uygun dağıtılmalı. Daha ağır eşyalar sırta, bele daha yakına konmalı,
Sırt çantaları uzun süreli taşınmamalı, uzun süreli ayakta kalınacaksa çıkarılmalı,
Sırt çantasının geniş ve destekli omuz askıları, bel desteği, bel kemeri ve çeşitli bölümleri bulunmalı,
Sırt çantası her iki omuzdan asılarak düzgün şekilde taşınmalı,
Çantanın taşınma düzeyi kalça veya bel kemeri bölgesinde olmalı,
Çanta bel kemeri ile sabitleştirilmeli.
Okulda önlemler alınabilir mi?
Okul çocuklarının bel ağrısından korunması ve sağlıklı nesiller yetiştirilmesinde eğitim politikaları yapıcıları, okul yöneticileri, aileler ve çocukların eğitimi esastır. Eğitim okulda, bilgisayar kullanırken, çanta taşırken ve günlük yaşamda vücudu doğru kullanma, okulda ve günlük yaşamda kullanılan oturma yerleri ve diğer araç gereçlerin çocuğa uygun olarak, ergonomik şekilde düzenlenmesini kapsamalı
Sonraki Sayfa »