Vajinismus hakkında bilgi

Posted by admin on Haziran 27th, 2008

Vajinismus hakkında bilgi


Vajinismus, cinsel ilişkide bulunmak istendiğinde kadının, pelvik (leğen kemiklerinin çevrelediği alan) taban kaslarının ağrı1ı ve spastik kasılmaları ile ortaya çıkan ve oldukça sık görülen bir sağlık problemidir. Yirmi otuz yıl kadar önce bu sorun (erkeklerde ereksíyon zorluğu ile birlikte), cinsel ilişkide bulunulamayan evliliklerin başta gelen nedenleriydi. 1980 lerde, batı ülkelerinde cinsel ilişki çoğunlukla evlilik öncesi dönemde başladığından, vajinismus, genç bekar kadınlarda görülmeye başladı. Vajinismusa, jinekolojik muayene odalarında da, ilk kez pelvik muayene olmaktan korkan genç kadınlar arasında sıklıkla rastlanır. Bütün bu durumlarda, vajinismus, primer (esas) bir olgudur.
Vajinismus, bazen sekonder (başka bir nedene bağlı) olarak ortaya çıkabilir. Herhangi bir fiziksel nedenle şiddetli ağrılı cinsel ilişkisi olan bir kadında, daha sonra refleks olarak vajinismus görülebilir. Cinsel saldırıya uğrayan kadınlarda da vajinismus gelişebilir.
Genel olarak, vajinismus olan kadınlar bu durumun değişmesini çok isterler. Pelvik muayenede en fazla zorlukla karşılaşılan hastalar, daha önce travmatize edilmiş olanlardır.
Bazı hastalarda.vajinismusun tedavisi için vajinal genişletme gerekebilír. En iyi vajinal genişletici, hastanın kendi parmağıdır. Nadiren mekanik genişleticilerin kullanılması gerekir. Bu amaçla tek kullanımlık enjektörlerin plastik kapları başarı ile kullanılabilir. Giderek büyüyen boyda plastik kap kullanılarak genişletme gerçekleştirilebilir. Ereksiyon durumunda penisin ortalama hacmi 57 cc kadardır. 35 cc veya 50 cc lik enjektör kabına kadar genişletme yapılabilen kadınlar cinsel ilişkide bulunabilirler

Türkiyede Cinsel Yaşam Ve Sorunları Araştırmaları

Posted by admin on Haziran 27th, 2008

Türkiyede Cinsel Yaşam Ve Sorunları Araştırmaları


Cinsel Eğitim Tedavi ve Araştırma Derneği�nin (CETAD), AB�nin finanse ettiği ve Sağlık Bakanlığı Türkiye Üreme Sağlığı Programı kapsamında desteklenen �Cinsel Sağlık ve Üreme Sağlığı Alanında Ulusal ve Yerel Medya Yoluyla Savunuculuk� projesi çerçevesinde yapılan �Cinsel Yaşam ve Sorunları� dosyası düzenlenen toplantıda açıklandı.
CEDAT Yönetim Kurulu Üyesi ve Proje Direktörü Doç. Dr. Cem İncesu, toplantıda yaptığı konuşmada, her üç kişiden birinin yaşamının herhangi bir döneminde en az bir cinsel işlev bozukluğu yaşadığını söyledi.
Türkiye�de 20 ilde 16 yaş üzerindeki 1537 kişi üzerinde yaptıkları araştırmada, �Cinsellikle ilgili ilk bilgileri kimden edindiniz� sorusuna, �Büyük ölçüde çevre ve arkadaşlardan ediniyoruz� yanıtı verildiğini ifade eden İncesu, �Türkiye�de cinsellik konularının halen kulaktan dolma bilgilerle öğrenildiğini� belirtti.
İncesu, dönem dönem cinsel konularda �Cinsel sağlık,üreme sağlığı da dahil olmak üzere bilgilendirme ihtiyacı duyduğunuzda kimden bilgi alırsınız� sorusuna da, �Uzman ve doktora başvururum� yanıtı verenlerin Türkiye genelinde yüzde 34,6 iken, bu oranın Güneydoğu Anadolu Bölgesi�nde yüzde 45,8, Doğu Anadolu Bölgesi�nde ise yüzde 20,7 olduğunu kaydetti.
Okullarda cinsel eğitim verilmesi konusundaki soruya, �Okullarda cinsel eğitim kesinlikle verilmeli� karşılığını verenlerin oranının yüzde 60, �Okullarda cinsel eğitim kız erkek karma olarak mı verilmeli, yoksa ayrı ayrı mı verilmeli� sorusuna ise deneklerin yüzde 69�unun �Ayrı ayrı eğitim almalıdır� yanıtı verdiğini ifade eden İncesu, Türkiye�de aktif cinsel yaşamları olan kesimlerin yüzde 32�sinin, yani her 3 kişiden birinin cinsel sağlık, üreme sağlığı alanında en az bir sorunla karşılaştığını söyledi.
İncesu, doğum kontrol yöntemlerinde en sık kullanılan yöntemin sırasıyla prezervatif, dışarı boşalma ve doğum kontrol hapı olduğunu ifade etti.
�BEKARET KADININ NAMUSUNUN SİMGESİDİR�
İncesu araştırmada, �Bekaret kadının namusunun simgesidir ifadesine ne derece katıldığınızı söyler misiniz� sorusuna, �Kesinlikle katılıyorum� diyenlerin oranının İç Anadolu Bölgesi�nde yüzde 76,2, Doğu Anadolu Bölgesi�nde yüzde 73,9, Güneydoğu Anadolu Bölgesi�nde ise yüzde 67,1 olarak ortaya çıktığını kaydetti.
�Sizce Türk toplumu cinsellik konusunda yeterli bilgi düzeyine sahip midir� sorusuna ise araştırmaya katılanların yüzde 54,1�inin �Hayır hiç� yanıtını verdiğini kaydetti.
Cinsel sorunların sanılandan daha sık görüldüğünü, halkın cinsellikle ilgili bilgilerinin eksik ve yanlışlarla dolu olduğunu belirten İncesu, cinsel sorunların çözümü için başvuranların da düşük olduğunu söyledi.
Cinsel sorunların tedavilerinin sıklıkla yanlış veya uygun olmayan tedavi yöntemleriyle çözülmeye çalışıldığını vurgulayan İncesu, cinsel sorunların uygun tedavi edildiği tekdirde kısa sürede ve başarıyla sonuçlandığına dikkati çekti.
Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Ana Bilim Dalı Başkanı da erkeklerde, özellikle orta yaşta sertleşme kayıplarının en büyük sorun olduğuna işaret etti

Testosteron Hormonunun Fazlası Beyne Zarar

Posted by admin on Haziran 27th, 2008

Testosteron Hormonunun Fazlası Beyne Zarar


ABDli bilim adamlarının beyin hücreleri üzerinde yaptığı araştırma, erkeklik hormonu testosteronun azının iyi olduğunu, ancak fazlasının tıpkı Alzheimer hastalığında olduğu gibi beyin hücrelerini öldürdüğünü ortaya çıkardı.
Yale Üniversitesi�nden Barbara Ehrlich, testosteron hormonunun vücutta normal seviyede olmasının en ideali olduğunu belirterek bu bulgunun, vücutta testosterona dönüşen steroitler kullanan sporcularda intihar eğilimi ve saldırganlık gibi davranış değişikleri görülmesinin açıklanmasına yardımcı olabileceğini söyledi.
Östrojen ise beyin hücrelerini koruyor
Erlich, benzer bir denemeyi kadınlık hormonu östrojen üzerinde de yaptıklarını ifade ederek, östrojenin testosteronun aksine beyindeki sinir hücrelerini koruyor göründüğü ve östrojenin varlığında daha az beyin hücresinin öldüğünün görüldüğünü belirtti.
Testosteron alanlar bir kez daha düşünsün
Journal of Biological Chemistry dergisinde yayımlanan araştırma kapsamında, testosteronun bu yönünün beyin fonksiyonu açısından uzun vadeli etkileri olacağı ve dışarıdan testosteron alan kişilerin bunu bir kez daha düşünmeleri uyarısında bulunuldu.
Erkeklerde kadınlardakinin 20 katı
Hücrelerin büyümesi, gelişimi ve farklılaşmasında kilit öneme sahip testosteron hormonu, erkeklerde kadınlardakinin 20 katı miktarda bulunuyor

Testosteron Ve Davranış şekliniz

Posted by admin on Haziran 27th, 2008

Testosteron Ve Davranış şekliniz


Testosteronun insan davranışı üzerindeki etkisinin kesin olduğu vurgulandı.
Erkeklik hormonu testosteron azaldığında erkekler üzgün, bezgin ve mızmız oluyorlar…İngiliz New Scientist dergisinin son sayısında çıkan makaleye göre, bilim adamları mevsim değişikliklerinde hayvanların erkeklik hormonlarının düştüğünü, bunun da hayvanların huy değiştirmelerine yol açtığını belirlediler: Tarzan gibi şişine şişine avazı çıktığınca bağıran erkekler, hormon seviyesi aniden düştüğünde süt dökmüş kediye dönüyorlar, içlerine kapanıyorlar, sessizleşiyorlar…
Uzmanlar, aynı tespitin insan türünün erkeği için de geçerli olduğunu düşünüyorlar. Edinburgh�taki �Medical Research Council�s Human Reproductive Sciences Unit� uzmanı Gerald Lincoln, ani testosteron düşüşünün erkek hayvanlarda yol açtığı bu �sendrom�un insanlarda da görüldüğünü düşündüren �bazı bulgular� olduğunu kaydetti. �Bulguların� henüz tatmin edici olmadığını kabul eden Lincoln, testosteronun insan davranışı üzerindeki etkisinin ise kesin olduğunu vurguladı. Stresin, testosteron seviyesini düşürdüğünü kaydeden uzman, bunun erkeklerin başına her yaşta gelebileceğine işaret etti.
Araştırmacılar, evcil ve yaban koyunlar, geyikler, ren geyikleri ve Hindistan filleri üzerinde gözlem yaparak testosteronu azalan erkeklerin mızmızlaştığını saptadılar.
Gazete, kendilerini bitkin, mızmız ve alıngan hisseden, olur olmaz şeylere ağlayan erkeklere testosteronlarını ölçtürmelerini tavsiye etti

Sünnet ol Aidsten korun

Posted by admin on Haziran 27th, 2008

Sünnet ol Aidsten korun


Sünnetli erkeklerin AIDS�e yakalanma riski sünnetsiz erkeklere göre 6 kat daha düşük. Lancet tıp dergisinde yayımlanan araştırmanın sonucuna göre; sünnet esnasında alınan deride bulunan hücreler, HIV virüsünün en çabuk yayılma olanağı bulduğu zayıf hücreler arasında bulunuyor.
Johns Hopkins Üniversitesi Tıp Fakültesi ve Hindistan�daki Ulusal AIDS Araştırma Enstitüsü bilim adamlarının yaptığı araştırma, sünnetsiz erkeklerin AIDS�e yakalanma riskinin sünnetlilere oranla 6 kat fazla olduğunu ortaya koydu. 2000 Hindistanlı erkek üzerinde yapılan araştırmaya göre, �üst deri�nin sünnet esnasında alınması AIDS�in vücuda bulaşmasını engelliyor.
Lancet tıp dergisinde yayımlanan araştırma, penisin başını örten deride bulunan hücrelerin, enfeksiyona karşı daha hassas olabileceğini, bu nedenle sünnetli erkeklerin AIDS dahil olmak üzere frengi ve belsoğukluğu gibi hastalıklara yakalanma riskinin daha düşük olduğunu gösterdi


Copyright © 2007 Sağlıklı Yaşam Haberleri. All rights reserved.