Erkek Bebekler Neden Daha İrİ DoĞar

Posted by admin on Haziran 26th, 2008

Erkek Bebekler Neden Daha İrİ DoĞar


Harvard Toplum Sağlığı Okulu ve İsveç’teki Karolinska Enstitüsü uzmanları tarafından yapılan araştırmada, erkek bebeğe hamile kadınların daha fazla enerjiye ihtiyaç duydukları için daha fazla yedikleri belirlendi.
Araştırmaya göre, erkek bebeğe hamile bu kadınlar, kız bebeğe hamile kadınlara göre, yüzde 10 oranında daha fazla kalori, yüzde 8 oranında daha fazla protein yakıyor, daha yüksek oranda karbonhidrat ile yağlı hayvansal ve bitkisel besinler tüketiyor.
Harvard’da görevli salgın hastalıklar uzmanı Rulla Tamimi, normalde bir erkek bebeğin kız bebekten daha ağır doğduğunu, elde ettikleri bulguların bunun nedenini daha iyi anlamalarını sağladığını belirtti.
ABD’de, hamileliklerinin 3 ile 6 ayı arasında olan 244 kadının yedikleri üzerinde çalışan araştırmacılar, erkek bebek bekleyen kadınların, muhtemelen cenin testislerinin salgıladığı erkeklik hormonundan dolayı daha fazla enerjiye ihtiyaç ihtiyaç duyuyor, bu da kadını daha çok yemeğe teşvik ediyor.
Bununla birlikte, erkek bebeğe hamile kadınların, bebeğin cinsinin annenin kilosunu etkilememesi nedeniyle, diğer hamile kadınlardan daha fazla kilo almadıkları belirtildi.

Epstein Kabarciklari (incileri)

Posted by admin on Haziran 26th, 2008

Epstein Kabarciklari (incileri)


Yeni doğan bebeklerin yüzde sekseninde, damakta küçük kistler halinde görülen Epstein Kabarcıkları (Epstein Pears) olgusu bulunur.
Bu kistler, damağın oluşumu sırasında orada tutulmuş olan hücrelerdir.
Benzer kistler ayrıca diş etleri üzerinde de oluşabilir ve çocuğun dişli doğduğunun sanılmasına yol açabilir.
Epstein kabarcıkları ağrısızdır, tedavi gerektirmezler ve birkaç hafta içinde kaybolurlar.

Emzik Ani Bebek Olumunden Koruyor

Posted by admin on Haziran 26th, 2008

Emzik Ani Bebek Olumunden Koruyor


Kimi anneler, bebeklerini emzikten uzak tutmaya çalışır. Oysa bilim adamları emziğe karşı çıkmıyor. Hatta emziğin faydaları üzerinde duruyor…
Bilim adamları, bebeklerin emzik emmesinin, onları ani bebek ölümlerinden koruduğunu açıkladı.
Alman Rheinische Post gazetesinin Alman Yeşilhaç örgütüne (DGK) dayanarak verdiği bilgiye göre, düzenli olarak emzik emmek, ani bebek ölümü riskini yüzde 50 oranında düşürüyor.
DGK da görevli bilim adamları, emziğin ölüm riskini neden düşürdüğünü tam olarak bilmediklerini, fakat ağzında emzik olan bir bebeğin kolay kolay yüzünün üstüne yatmadığı ve battaniyeyi yüzüne çekmediği için ölmediğini tahmin ediyorlar.
DGK, emziğin yumuşak ve bebeğin ağız yapısına uygun olması gerektiğini belirterek, 2 yaşına gelen bebeklerin emzik kullanmalarının, dişlerinde sorunlara neden olacağı için uygun olmadığını kaydetti.
Finli bilim adamları daha önce, emziği bırakamayan küçük çocukların orta kulaklarının daha sık iltihaplandığını açıklamıştı.
Bilim adamları, 6 aylıkken emziği bırakan bebeklerin bir yaşına gelene kadar, emziği bırakamayan bebeklere göre, üçte bir oranında daha az orta kulak iltihabı olduğunu kaydetmişti.

El Ve Ayak Anomalileri

Posted by admin on Haziran 26th, 2008

El Ve Ayak Anomalileri


ELLER
Üst ekstremitelerin bir kısmının ya da tamamının doğumdan (konjenital olarak) eksik olması, alt ekstremitelerin kısmen eksik olmasından daha yaygın bir sorundur. Doğan bir çocuğun yalnızca bir parmağının bir kısmı eksik olabileceği gibi tüm bir kolu da gelişmemiş olabilir.
Tek elli olarak doğan bir bebek olabildiğince çabuk özel bir uzmanlık biriminde kontrolden geçirilmelidir. Bebek oturabilmeye başladıktan sonra uygun bir protez takılmak suretiyle çocuğun, iki eli varmış gibi yaşamasına olanak sağlanabilir. Protez takılmasında gecikilirse çocuk yeniden değiştirilmesi olanaksız olan tek elle yaşama modeli geliştirecektir.
Tıp terminolojisinde “polidaktili” olarak anılan olgu, çoğunlukla elde fazladan bir küçük parmak ya da başparmak varlığı şeklinde ortaya çıkan çok parmaklılık durumudur. Bu kusur siyahi bebeklerde daha yaygın görülmektedir. Genellikle altıncı parmak deri ve yumuşak dokudan oluşur ve kolayca kesilir atılabilir. Ancak, fazla parmak kemik ya da kıkırdak içeriyorsa, komşu yapılar üzerinde bir ameliyat gerekli olabilir ki bu işlemin bebek birkaç aylık olduktan sonra gerçekleştirilmesi uygun olur.
El parmaklarında görülen “sindaktili”, yani parmakların birbirine yapışık olması durumunda en iyi çözüm, ayak parmaklarındaki sindaktiliden farklı olarak cerrahi müdahaledir. El parmaklarındaki kemikler çeşitli uzunluklarda olduğundan, birleşmiş durumdaki parmakların eklemleri aynı hizada bulunmazlar ve bu nedenle parmakların kullanılması daha güç olur. Ameliyat yapılmazsa çocuk parmaklarını hiçbir zaman rahatça kullanmayı başaramayacaktır.
“Kumptodaktili”, bir ya da daha çok parmağın kalıcı ve giderilemez şekilde fleksiyon (içeri bükülme) durumunda bulunmasıdır. Bu olgu genellikle doğuştan gelir ve en yaygın olarak küçük parmağı etkiler.
“Yumru el” olarak anılan kusur, radyusun (ön kolun, başparmak tarafında bulunan kemiği) ya da ulnanın (ön kolun karşı tarafında bulunan kemiklerden uzun olanı; dirsek kemiği) bulunmaması durumudur ve seyrek olarak görülür. Bu kusurun tedavisine, bebeklik döneminde yumuşak dokuların gerdirilmesi yoluyla başlanır. Sonra kemiğin yerine yerleştirilmesi için ameliyat gerekli olur. Ancak, yeni konumun korunması bir sorun olarak ortaya çıkar. Çocukluk dönemi boyunca çok sayıda ameliyat yapılması gerekebilir.
Bu kusur daha yüksek bir kalp hastalığı ve kalp sorunları ensidansı (görülme oranı) ile ilişkilidir.
AYAKLAR
Yeni doğan bebeğin ayakları, daha ileri yaştaki çocuklara oranla daha uzun ve daha ince olup, bilek ve ayak eklemleri de son derece esnektir. Ayaklar genellikle anormal biçimli gibi görünebilse de bu ufak sorunlar zamanla kendiliğinden ortadan kalkacağı için pek endişelenmeye gerek yoktur.
Ayak ya da bacağın “içe” ya da “dışa dönük” olması yaygın olarak karşılaşılan sorunlardır, özellikle bebek yüzükoyun uyurken durum daha da belirginleşir. Bunlar genellikle konumla veya duruşla bağıntılı şekil bozuklukları (deformiteler) olup yaş ilerledikçe kendiliğinden kaybolurlar. Tedavi gerektirmeleri nadiren söz konusu olur.
Ayak parmaklarında sindaktili (ördekparmaklılık) genellikle yalnızca kozmetik bir sorun olarak kalır. Ameliyattan kalacak yara izleri ve kasılmış bölgeler, yapışık parmaklardan daha belirgin olarak göze çarpacaktır. El sindaktilisinden farklı olarak, yapışık ayak parmakları genellikle işlevlerini normal olarak görürler.
Her 1000 doğumdan birinde görülen “yumru ayak” olgusu, ayağın olağan biçim ya da konuma sahip bulunmadığı birçok konjential anomaliyi anlatan bir terimdir. Vakaların yaklaşık yüzde 95 inde ön ayak aşağıya ve içe doğru bükülmüş, taban kavsi (arcus plantaris) yükselmiş ve topuk içe dönmüş durumdadır. Bu, genellikle kendiliğinden düzelmeyen, hatta ısrarlı germe egzersizlerinin bile çözüm sağlamaya yetmediği bir kusurdur.
Erken tedavi elzemdir ve doğumdan sonra zaman kaybetmeden başlatılmaldır. Ayaklar el ile normal konumlarına getirilerek sonra kalıp veya yapışkan bantlarla o durumda tutulur. Bu işlemler tedavinin ilk 2 haftası boyunca birkaç günde bir, sonra da 1 ile 2 haftalık aralıklarla yinelenir. Bu yöntem başanlı sonuç verirse daha sonra ortopedik düzeltici ayakkabılar yardımıyla bu konum korunabilir, şayet bu yöntemle sorun çözülemezse, genellikle bebek 23 aylık olduğunda bir ameliyat yapılması gerekebilir.
Düzeltilmiş bir yumru ayağın pozisyonu her ne kadar nisbeten normal görünse de ayak hiçbir zaman tümüyle normal hatlara sahip olamayacak ve kusurun bulunduğu bacağın baldır kısmı, normal bacağın baldırından daha ince kalacaktır.
Yumru ayak problemi ile doğan çocuklar için tüm çocukluk dönemini kapsayacak bir ortopedik bakım gereklidir.
“Ayakta fazla parmaklılık”, uygun ayakkabı bulmayı güçleştirebilecek bir sorun olup genellikle cerrahi müdahale ile düzeltilebilmektedir. Ancak, yapılar kolayca ameliyat edilebilecek kadar olgunlaşmadan ameliyat uygulanmamalı, bununla birlikte ameliyat, çocuğun yürümeye ve ayakkabı giymeye başlamasından sonraya da kalmamalıdır

Dogum Yaralanmalari

Posted by admin on Haziran 26th, 2008

Dogum Yaralanmalari


Her 1.000 çocuktan 2 ila 7 tanesi doğum esnasında zarar görmektedir. Doğum yaralanması, bebeğin doğumu esnasında ana rahminden dışarı çıkarken ya da alınırken meydana gelen incinme ya da travmalar olarak tanımlanmaktadır. Doğum yaralanmaları, en mükemmel doğum bakımı uygulanan durumlarda bile ortaya çıkabilmektedir.
Belli koşullar doğum yaralanmaları olasılığını daha da artırmaktadır. Prematürelik, makat gelişi, uzun süren gebelik dönemi, normalden büyük cenin, ceninin rahim içinde anormal konumda oluşu ve annenin leğen kemiğinin dar oluşu doğacak bebeğin doğum travmasına maruz kalmasına neden olan özel durumlardan birkaçıdır.
Forseps de kimi zaman doğum yaralanmasına neden olabilmektedir. Forseps, rahimden dışarı normal olarak ilerlemeyen çocuğu çekip çıkarmaya yarayan ve uçları kaşık biçiminde olan bir doğum aygıtıdır. Forceps yaralan genellikle yüzde ve kafa derisi üzerinde öten hafif yaralardır. Forceps vasıtasıyla bebeğin çıkarılması, anne ya da çocuğun yaşamının ya da sağlığının tehlikede olduğu zamanlarda en uygun doğum şeklidir.
Başka bir yararlı teknik de vakum ile bebeğin çekilmesidir. Bu yöntemde, bebek henüz ana rahmindeyken kafasına metal ya da silikon bir başlık yapıştırılır. Bu başlık emme oluşturur ve doğum sürecinin hızlandırılması için uygulanacak çekme işlemini mümkün kılar. Gereğinden fazla emme yapılmasını önleyen yeni yöntemler sayesinde bebeğin doğum esnasında yara alması önlenebilmektedir.
Çok rastlanan doğum yaralanmalarından bazıları şunlardır: Baş şişmesi (caput suc-cedaneum), kafa derisi dokularının şişmesidir, bebeğin kafasının sert vajinal kanal içinden geçerken maruz kaldığı basınç nedeniyle oluşur. Aynca bebeğin yüzü de şişebilir ve renk değiştirebilir ya da eğrilebilir. Bu şişlik genellikle birkaç gün sonra kaybolur ve kafa normal seklini alır.
Kafatasında kan birikmesi (cephal-haematoma), kafatası derisi altında kan toplanmasıdır. Yavaş bir kanama nedeniyle ortaya çıkar ve şişlik doğumdan sonra birkaç saat geçene kadar fark edilmez. Bazen bu kanamayla birlikte kafatası kemiği kırığı da var olabilir. Kafatasında kan birikmesi olayı çoğunlukla 2 hafta ila 3 ay arasında geçer. Tedavi nadiren gerekebilir.
Köprücük kemiği (clavicle) kırılması, annenin bebeği ana rahminden itmesi ve bebeğin dışarı çıkması esnasında, özellikle makat gelişi doğumlarda bebeğin omuzunu kavrayabilmenin mümkün olmadığı durumlarda en çok rastlanan kemik zedelenmelerinden birisidir.
Bu çeşit bir incinmeye maruz kalmış bir bebek, zedeli taraftaki kolunu oynatamaz. Yaralı tarafta Moro refleksi (ani bir temas ya da sese tepki olarak boyun arkaya bükülür, ayaklar ve eller dışarı doğru açılır) anormaldir.
Kırık köprücük kemikli bebekler tamamıyla iyileşirler. Kimi zaman, burun kemiğinde bir yaralanma meydana gelebilir. Bu genellikle kıkırdağın septum (orta bölme) içinde yanlış yerleşimiyle sonuçlanır. Bebek emzirme esnasında güçlük çıkarır ve burnundan solumakta zorluk çeker. Burnun görünümü asimetriktir ve düzdür. Herhangi bir girişimde bulunmak için cerrahi yardım gerekebilir.
Yüz siniri felci genellikle rahimde iken, ana rahminden güçlükle itilirken ya da forsepsle doğum esnasında yüz siniri üzerine uygulanan basınç nedeniyle oluşur. Bozukluk yüzün bir tarafını tamamen kaplayabilir.
Çocuk ağladığında yüzün felç tarafı hareket etmez ve ağız bir tarafa çekilmiş durumdadır. Felçli taraftaki göz kapanmaz ve ağız köşesi aşağıya sarkıktır. Uzun vadeli sonuç, sinirin basınç nedeniyle zedelenmiş olup olmadığı ya da sinir liflerinin ezilmiş olup olmadığına bağlı olarak değişir. Eğer neden basınç ise iyileşme kısa sürede olur ve hiçbir iz kalmaz. Eğer felç devam ederse, sinir liflerinin mikrocerrahi müdahalesiyle onarılması gereklidir.
Vajinal kanal boyunca ilerleyen bebek, yumuşak dokularda bazen doğumdan sonra kafatası derisinin şişmesi gibi bir sonuç veren küçük yaralanmalara maruz kalabilir. Caput succedaneum (kafa derisi dokularının şişmesi) olarak adlandırılan bu durum, zararlı değildir ve bu şişlik genellikle birkaç gün sonra kaybolur ve kafa normal şeklini alır.


Copyright © 2007 Sağlıklı Yaşam Haberleri. All rights reserved.