Posted by admin on Temmuz 3rd, 2008
Sekse giden yol: Egzersiz
Sağlıklı beslenin, egzersiz yapın, stresi atın, cinselliği doyasıya yaşayın.
İnsanların yemek, içmek, uyku gibi ihtiyaçların dışında ruh ve beden sağlıklarının devamı için hem cinsel hem de psikolojik yönden ihtiyaçlarını karşılamaları gereklidir.
Günümüzde cinsellik bir tabu olarak kalın duvarların arkasında tutulmakta bu konudaki sorular cevapsız kalarak insan psikolojisini olumsuz yönde etkilemektedir.
Cinsellik optik, akustik, dokunma duyularıyla beyne giden uyarıların hormonlar, damar sistemleri ve kassal güçlerin yardımıyla yaşanması durumudur. Burada psikolojik açıdan cinsel ilişkiye hazır olmak özellikle vücudunuzdaki stres faktörlerinin ortadan kalkmasıyla ilgilidir. Stresin ortadan kaldırılması vücutta bulunan anti stres hormonlarının egzersiz yardımıyla salınabilmesi ve cinselliğin daha yoğun yaşanması; vücudun sağlıklı olarak beslenmesine ve egzersiz yapısına bağlıdır. Fizyolojik yönden damar elastikiyeti, vücudun oksijen kullanma kapasitesi, hormonal yapının güçlü olmasıyla cinsellikte istenilen performanslar hem kadın hem de erkek için önem taşır. Psikolojik ve fizyolojik olumsuz şartları ortadan kaldırmak için vücudun yağ, kas ve su ölçümüyle beraber tansiyon ölçümü yapılmalıdır. Ölçüm sonuçlarına göre uygulanacak egzersiz ve doğru beslenme programlarıyla istenilen cinsel yaşantıya ulaşılabilir.
Günümüzde erkek ve kadınların cinsel yaşantılarındaki fizyolojik rahatsızlıklar için ilaçlar üretilmektedir. Yalnız, cinselliği daha güçlü yaşamayı sağlayan bu ilaçların yan etkiler meydana getirdiği ve çok ciddi rahatsızlıkları ortaya çıkardığı bilinmektedir. Damar sertliği, yüksek tansiyonu, şeker rahatsızlığı, hormonal sistem rahatsızlığı olan insanların egzersiz yapmaları ve doğru beslenmeleriyle cinsel performansları için ilaç kullanmalarına gerek kalmayacaktır. Şişman, yüksek tansiyon ve şeker rahatsızlığı bulunan insanların 4 ila 5 sene sonra iktidarsızlık problemlerini yaşamaları doğal bir sonuçtur. Bu rahatsızlıkların hepsinin egzersiz ve doğru beslenme yardımıyla yok edilmesi mümkündür.
Posted by admin on Temmuz 3rd, 2008
Bünyeyi hızlandır
Yavaş metabolizmalı kişiler daha kolay kilo alır. Metabolizmayı hızlandırmak için düzenli olarak egzersiz yapmak ve kas dokusunu artırmak şart.
Metabolizma, vücudun temel fonksiyonlarını devam ettirebilmek için bir günde ihtiyacı olan minimum enerji miktarıdır. Dinlenme anında vücudun kalori harcama hızına bakılarak ölçülür ve kişiden kişiye değişiklik gösterir. Yemek yeme, uyuma, temizlenme ve benzeri faaliyetler sırasında vücudumuz devamlı kalori yakar.
Metabolizma vücut bileşimleri tarafından etkilenmektedir. Bu bileşimler, vücuttaki kas ve yağ dokularının birbirine oranıdır. Kaslar, vücutta yağlardan daha fazla kalori kullanır. Kaslı bir vücuda sahip kişilerin, daha az vücut yağına sahip oldukları için, daha hızlı metabolizmaları vardır. Örneğin aynı boy ve kiloda olan iki kişiyi ele alalım. Bunlardan düzenli olarak aerobik yapan, vücut geliştirme sporuyla ilgilenen, fitness ve benzeri aletli programları uygulayan kişinin vücut yağ oranı daha düşüktür. Diğeri ise hiçbir sportif aktivite yapmadığı için, vücut yağ oranı diğer kişiye oranla daha düşüktür, dolayısıyla metabolizma hızı da yavaştır. Başka bir deyişle, birinci kişinin vücut fonksiyonlarını devam ettirebilmesi için, ikinci kişiden daha fazla kalori harcaması gerekmektedir.
Metabolizma hızının kilo alıp vermede önemli etkisi var. Bazal metabolizma hızınız ne kadar düşükse, kilolu olma ihtimaliniz de o kadar yüksektir. Eğer hızlıysa şanslısınızdır, vücudunuz enerji sağlamak için daha hızlı kalori yakıyor demektir. Eğer yavaşsa çok fazla kalori almamalısınız, ihtiyacınızdan fazlası yağ olarak depolanacaktır. Kiloluysanız ilk işiniz metabolizmanızı hızlandırmak olmalı. Bunu yapmak için de kas dokusunu artırmanız gerekli. Kas dokunuz ne kadar fazlaysa metabolizmanız da o kadar hızlanır, ince kalma şansınız artar. 40 yaşından sonra kas dokusu azalmaya başlar. Bu nedenle düzenli egzersizle metabolizmayı hızlandırmak ve vücut fonksiyonlarının daha mükemmel olmasını sağlamak sağlıklı yaşam için bir koşuldur.
Yavaş bir metabolizmaya sahip olduğunuzda üşüme, kuru bir cilt, yavaş nabız, düşük tansiyon ve peklik gibi birçok rahatsızlığı da kabullenmiş olmaktasınız.
Metabolizma hızınızın artması için protein ağırlıklı bir diyet etkili olacaktır. Özellikle süt ürünlerinde bulunan konjuge linoleik asit vücutta kas dokusunu artırdığı için metabolizmayı da yüzde 10 oranında hızlandırıcı özelliğe sahiptir. Acı soslu bir yemek yedikten sonra yaklaşık iki-üç saat içinde de metabolizma hızının yüzde 50 oranında artması mümkündür. Bu etki acının kalp basıncını artırmasından kaynaklanır. Kafein içeren içecekler de adrenalin seviyesini ve beraberinde kalp basıncını artırarak metabolizmayı hızlandırır. Yeşil çay ise kalp basıncını artırmadan metabolizmayı hızlandırır.
Eğer iyot eksikliğine bağlı tiroitle ilgili bir probleminiz varsa tiroksin hormonu senteziniz de düşük olacaktır. Bu da metabolizmanızın düşmesine neden olur; bu durumda iyot seviyenizi artıracak deniz mahsulleri ve süt diyetinizde yer almalıdır
Posted by admin on Temmuz 3rd, 2008
Padişah sporu moda oldu
Sultanların form tutmak için kullandıkları kulplu gülle ‘girya’ sporuna ilham verdi.
Osmanlı İmparatorluğu’nda savaşa hazırlık dönemlerinde, şenliklerde sıkça kullanılan kulplu gülleyi andıran girya”, şimdi fitness tutkunlarının yeni oyuncağı. Spor hocası Murat Şinikçi, “Bu aletle aynı adı taşıyan ‘girya’ sporu, hız, kuvvet, esneklik, denge sağlıyor” diyor. Üstelik 7′den 70′e herkes girya yapabiliyor.
Padişahların sporu ‘girya’
Yüzyıllar önce Osmanlı padişahlarının form tutmak için kullandıkları kulplu gülleyi andıran girya, şimdilerde popüler sporlar arasındaki yerini almaya hazırlanıyor.
Topkapı Sarayı’na yolunuz düştüyse, Osmanlı padişahlarının kullandığı demir zırhları, dev gibi kılıçları da görmüş ve içinizden “Bunu üç dört kişi zor kaldırır” diye geçirmişsinizdir. Bırakın yerinden kaldırmayı, savaş meydanlarında ellerindeki kılıçları nasıl oradan oraya salladıklarını hayal bile etmek zor değil mi? Ancak onlar savaşlardan arta kalan zamanlarda yan gelip yatmıyorlarmış elbette. İşte onların kondisyon sağlamak için en çok kullandıkları spor aletlerinin başında gelen girya, yıllar sonra Türkiye’deki spor salonlarına girdi. Bu eski ata sporumuzu geri getiren ise 24 yıldır savaş sanatları ile profesyonel olarak ilgilenen, yurtiçi ve yurtdışında çeşitli eğitimlerde bulunan Murat Şinikçi olmuş. Yaklaşık bir yıldır Enka Spor Kulübü’nde girya dersleri veren Şinikçi bu ilkel tasarımın, modern zamanların gelişmiş spor aletlerini geride bırakarak kuvvet, dayanıklılık, hız, esneklik, denge, koordinasyon, kardiovasküler (kalp dolaşım sistemi) ve akciğer solunum sistemi, tendon, ligaman ve eklem sağlığı için en kullanışlı araç haline geldiğini söylüyor.
10 dakikası bile yetiyor
Yüzyıllar öncesinin ilk spor aletlerinden biri olan giryayı Tüm Orta Asya’da görmenin mümkün olduğunu söyleyen Murat Şinikçi, daha çok Rusya’da tanındığını ekliyor: “Osmanlı Devleti zamanında da savaşa hazırlık dönemlerinde, özellikle kılıç ve gürz kullanma çabalarında ve şenliklerde sıkça kullanılmış bir alet. 4. Murat bu konuda çok mimli bir adamdır. Onun hakkında çok ciddi hikayeler var. Kendisinin 200- 250 kiloluk gürzlerinden sözedilir. Antrenmanlarda 40 defa sol eliyle, 40 defa sağ eliyle çevirdiği anlatılır. Yeniçeriler de bunları kullanırmış. O dönemde bu tarz araçlar çok az. Ancak yapılan çalışmalar bu zamanın bütün bu spor çılgınlığının ötesinde çok daha etkiliymiş. Zaten girya ile yapılacak çalışmanın 10 dakikası fitnessdaki 1.5 saate bedel. Bu bilimsel çalışmalarla da kanıtlanmıştır. Çünkü başka hiçbir alet tek başına girya’nın yaptığı sonuçlara veremez. Üç ders pratikten sonra istediğiniz her yerde tek başınıza çalışabilirsiniz. Ağırlıkları 4-40 kilogram arasında değişir.” Şinikçi giryayı 7′den 70′e, kadın-erkek herkesin rahatlıkla yapabileceğini ve fazla kilolardan kurtulmak için de ideal olduğunu söylüyor: “Yıkıcı diyetlere ve aerobiğe gerek duymadan girya ile kilolardan kurtulmak mümkün. Girya sahip olduğu gücü geliştirmek isteyenlerin yanı sıra, savaş sanatları ile ilgilenenler, özel kuvvet mensupları, profesyonel sporcular için de idealdir.”
Posted by admin on Temmuz 3rd, 2008
Bünyeyi hızlandır
Yavaş metabolizmalı kişiler daha kolay kilo alır. Metabolizmayı hızlandırmak için düzenli olarak egzersiz yapmak ve kas dokusunu artırmak şart.
Metabolizma, vücudun temel fonksiyonlarını devam ettirebilmek için bir günde ihtiyacı olan minimum enerji miktarıdır. Dinlenme anında vücudun kalori harcama hızına bakılarak ölçülür ve kişiden kişiye değişiklik gösterir. Yemek yeme, uyuma, temizlenme ve benzeri faaliyetler sırasında vücudumuz devamlı kalori yakar.
Metabolizma vücut bileşimleri tarafından etkilenmektedir. Bu bileşimler, vücuttaki kas ve yağ dokularının birbirine oranıdır. Kaslar, vücutta yağlardan daha fazla kalori kullanır. Kaslı bir vücuda sahip kişilerin, daha az vücut yağına sahip oldukları için, daha hızlı metabolizmaları vardır. Örneğin aynı boy ve kiloda olan iki kişiyi ele alalım. Bunlardan düzenli olarak aerobik yapan, vücut geliştirme sporuyla ilgilenen, fitness ve benzeri aletli programları uygulayan kişinin vücut yağ oranı daha düşüktür. Diğeri ise hiçbir sportif aktivite yapmadığı için, vücut yağ oranı diğer kişiye oranla daha düşüktür, dolayısıyla metabolizma hızı da yavaştır. Başka bir deyişle, birinci kişinin vücut fonksiyonlarını devam ettirebilmesi için, ikinci kişiden daha fazla kalori harcaması gerekmektedir.
Metabolizma hızının kilo alıp vermede önemli etkisi var. Bazal metabolizma hızınız ne kadar düşükse, kilolu olma ihtimaliniz de o kadar yüksektir. Eğer hızlıysa şanslısınızdır, vücudunuz enerji sağlamak için daha hızlı kalori yakıyor demektir. Eğer yavaşsa çok fazla kalori almamalısınız, ihtiyacınızdan fazlası yağ olarak depolanacaktır. Kiloluysanız ilk işiniz metabolizmanızı hızlandırmak olmalı. Bunu yapmak için de kas dokusunu artırmanız gerekli. Kas dokunuz ne kadar fazlaysa metabolizmanız da o kadar hızlanır, ince kalma şansınız artar. 40 yaşından sonra kas dokusu azalmaya başlar. Bu nedenle düzenli egzersizle metabolizmayı hızlandırmak ve vücut fonksiyonlarının daha mükemmel olmasını sağlamak sağlıklı yaşam için bir koşuldur.
Yavaş bir metabolizmaya sahip olduğunuzda üşüme, kuru bir cilt, yavaş nabız, düşük tansiyon ve peklik gibi birçok rahatsızlığı da kabullenmiş olmaktasınız.
Metabolizma hızınızın artması için protein ağırlıklı bir diyet etkili olacaktır. Özellikle süt ürünlerinde bulunan konjuge linoleik asit vücutta kas dokusunu artırdığı için metabolizmayı da yüzde 10 oranında hızlandırıcı özelliğe sahiptir. Acı soslu bir yemek yedikten sonra yaklaşık iki-üç saat içinde de metabolizma hızının yüzde 50 oranında artması mümkündür. Bu etki acının kalp basıncını artırmasından kaynaklanır. Kafein içeren içecekler de adrenalin seviyesini ve beraberinde kalp basıncını artırarak metabolizmayı hızlandırır. Yeşil çay ise kalp basıncını artırmadan metabolizmayı hızlandırır.
Eğer iyot eksikliğine bağlı tiroitle ilgili bir probleminiz varsa tiroksin hormonu senteziniz de düşük olacaktır. Bu da metabolizmanızın düşmesine neden olur; bu durumda iyot seviyenizi artıracak deniz mahsulleri ve süt diyetinizde yer almalıdır
Posted by admin on Temmuz 3rd, 2008
Padişah sporu moda oldu
Sultanların form tutmak için kullandıkları kulplu gülle ‘girya’ sporuna ilham verdi.
Osmanlı İmparatorluğu’nda savaşa hazırlık dönemlerinde, şenliklerde sıkça kullanılan kulplu gülleyi andıran girya”, şimdi fitness tutkunlarının yeni oyuncağı. Spor hocası Murat Şinikçi, “Bu aletle aynı adı taşıyan ‘girya’ sporu, hız, kuvvet, esneklik, denge sağlıyor” diyor. Üstelik 7′den 70′e herkes girya yapabiliyor.
Padişahların sporu ‘girya’
Yüzyıllar önce Osmanlı padişahlarının form tutmak için kullandıkları kulplu gülleyi andıran girya, şimdilerde popüler sporlar arasındaki yerini almaya hazırlanıyor.
Topkapı Sarayı’na yolunuz düştüyse, Osmanlı padişahlarının kullandığı demir zırhları, dev gibi kılıçları da görmüş ve içinizden “Bunu üç dört kişi zor kaldırır” diye geçirmişsinizdir. Bırakın yerinden kaldırmayı, savaş meydanlarında ellerindeki kılıçları nasıl oradan oraya salladıklarını hayal bile etmek zor değil mi? Ancak onlar savaşlardan arta kalan zamanlarda yan gelip yatmıyorlarmış elbette. İşte onların kondisyon sağlamak için en çok kullandıkları spor aletlerinin başında gelen girya, yıllar sonra Türkiye’deki spor salonlarına girdi. Bu eski ata sporumuzu geri getiren ise 24 yıldır savaş sanatları ile profesyonel olarak ilgilenen, yurtiçi ve yurtdışında çeşitli eğitimlerde bulunan Murat Şinikçi olmuş. Yaklaşık bir yıldır Enka Spor Kulübü’nde girya dersleri veren Şinikçi bu ilkel tasarımın, modern zamanların gelişmiş spor aletlerini geride bırakarak kuvvet, dayanıklılık, hız, esneklik, denge, koordinasyon, kardiovasküler (kalp dolaşım sistemi) ve akciğer solunum sistemi, tendon, ligaman ve eklem sağlığı için en kullanışlı araç haline geldiğini söylüyor.
10 dakikası bile yetiyor
Yüzyıllar öncesinin ilk spor aletlerinden biri olan giryayı Tüm Orta Asya’da görmenin mümkün olduğunu söyleyen Murat Şinikçi, daha çok Rusya’da tanındığını ekliyor: “Osmanlı Devleti zamanında da savaşa hazırlık dönemlerinde, özellikle kılıç ve gürz kullanma çabalarında ve şenliklerde sıkça kullanılmış bir alet. 4. Murat bu konuda çok mimli bir adamdır. Onun hakkında çok ciddi hikayeler var. Kendisinin 200- 250 kiloluk gürzlerinden sözedilir. Antrenmanlarda 40 defa sol eliyle, 40 defa sağ eliyle çevirdiği anlatılır. Yeniçeriler de bunları kullanırmış. O dönemde bu tarz araçlar çok az. Ancak yapılan çalışmalar bu zamanın bütün bu spor çılgınlığının ötesinde çok daha etkiliymiş. Zaten girya ile yapılacak çalışmanın 10 dakikası fitnessdaki 1.5 saate bedel. Bu bilimsel çalışmalarla da kanıtlanmıştır. Çünkü başka hiçbir alet tek başına girya’nın yaptığı sonuçlara veremez. Üç ders pratikten sonra istediğiniz her yerde tek başınıza çalışabilirsiniz. Ağırlıkları 4-40 kilogram arasında değişir.” Şinikçi giryayı 7′den 70′e, kadın-erkek herkesin rahatlıkla yapabileceğini ve fazla kilolardan kurtulmak için de ideal olduğunu söylüyor: “Yıkıcı diyetlere ve aerobiğe gerek duymadan girya ile kilolardan kurtulmak mümkün. Girya sahip olduğu gücü geliştirmek isteyenlerin yanı sıra, savaş sanatları ile ilgilenenler, özel kuvvet mensupları, profesyonel sporcular için de idealdir.”
Recent Comments