Posted by admin on Temmuz 4th, 2008
plastik cerrahi nedir ameliyatlar nasıl yapılır
Plastik Cerrahinin İlgi Alanları
1-ESTETİK CERRAHİ
Botox enjeksiyonları
Yüz gençleştirme cerrahisi
Endoskopik alın cerrahisi
Cilt Yenilenmesi ( Mekanik soyma,kimyasal soyma,laser cerrahisi)
Dolgu maddeleri uygulamaları (Yağ,silikon,teflon,fasya v.b.)
Göz çevresi cerrahisi
Burun estetikleri
Meme estetikleri
Meme büyütme (silikon)
Meme küçültme veya dikleştirme
Meme rekonstrüksyonu(yeni meme yapılması)
Vücut şekillendirme cerrahisi ve karın germe
Yağ dokuları aspirasyonu (Liposuction,liposhaping)
Jinekomasti (erkeklerde meme büyüklüğü)
Cinsel organ estetikleri
Saç restorasyonu cerrahisi
2-OKÜLOPLASTİK CERRAHİ
Göz kapağı tümörleri
Göz kapağı estetikleri
Göz kapağı düşüklükleri ve darlıkları
Göz çevresi travma ve deformiteleri
3-PEDİATRİK PLASTİK CERRAHİ
Doğmalık vücut ve uzuv anomalileri ,yoklukları,asimetrileri
Doğmalık dudak,damak ve yüz yarıkları (tavşan dudak,kurt ağzı)
Doğmalık kulak yokluğu
4-ÇENE CERRAHİSİ
Alt ve üst çene küçüklüğü,büyüklüğü,geri veya ileri olması
Çene eklemi hastalıkları
Çene kemikleri tümörleri
5-ONKOLOJİK CERRAHİ
Baş ve boyun bölgesi tümörleri
Yumuşak doku sarkomları
6-DERİNİN CERRAHİ HASTALIKLARI
Selim deri hastalıkları
Habis deri hastalıkları
Malin melanom
İzler,nedbeler,keloidler
7-YANIKLAR
Acil ve erken dönem yanıklar
Geç dönem şekil bozukluklarının ve sekellerin onarımı
8-ÜROGENİTAL CERRAHİ
Hipospadias, epispadias
Penis onarımı veya oluşturulması
Vajina oluşturulması veya onarımı
Cinsiyet değiştirme ameliyatları
Cinsel organ estetikleri
9-YÜZ CERRAHİSİ(MAKSİLLOFASİAL CERRAHİ)
Yüz yaralanmaları
Yüz kırıkları
Yüz felci cerrahisi
Yüz bölgesi kaza ve tümör ameliyatı sonrası onarımları
10-EL CERRAHİSİ
Doğuştan el anomalileri
El yaralanmalarında acil cerrahi veya sekellerin düzeltilmesi
11-KRANİOFASİAL CERRAHİ
Doğuştan kafatası şekil bozuklukları
Kafatası ve çevresi tümörleri ve kaza sonucu onarımları
12-YARA TEDAVİSİ
Şeker hastalarında oluşan yaralar
Yatalak hastaların yaraları
Varis ülserleri
Radyasyon yaraları
13-MİKROCERRAHİ ve TRANSPLANTASYON
Kopan organların yerlerine dikilmesi (Parmak, el, saçlı doku, penis, kulak gibi)
Doku nakilleri ile geniş yaraların kapatılması
14-ONARIM CERRAHİSİ(REKONSTRÜKSİYON)
Kazalar sonucu oluşan doku ve organ kayıplarının onarımı
Yanık sonucu oluşan doku ve organ kayıplarının onarımı
Doğuştan eksik veya kusurlu olan organların onarımı
Tümör ameliyatları sonrası eksilen veya bozulan organların onarımı
Posted by admin on Temmuz 4th, 2008
apandisit belirtileri nelerdir ameliyatı
Körbağırsağın apandis denen solucansı uzantısının iltihaplanması apandisit olarak bilinir. Çok sık rastlanan ve özellikle yetersiz tedavi sonucu yol açacağı tehlikeli komplikasyonlardan ötürü korkulan bir hastalıktır. Günümüzdeki antibiyotik olanaklarına karşın bu ikincil hastalıkların en ağın peritonit yani karın zarı iltihabıdır.
Apandis içinden besinlerin geçmediği küçük bir bağırsak çıkıntısıdır. Hareketli ve esnek bir boru biçiminde olan bu çıkıntı kalınbağırsağın başlangıç bölümü olan körbağırsağa, incebağırsakla birleşme yerinin hemen gerisinde bağlanır. Genellikle eğik biçimde gövde eksenine doğru uzanır. Bu normal konumunun dışında leğen içine, karaciğer altına ya da sol böğüre doğru da yerleşebilir. Alışılmış yerinin dışında bulunan apandisin iltihaplanması, belirtileri değerlendirmede ve hastalığın tanısını koymada güçlükler yaratır.
Apandisin anatomik yapısında üç katman göze çarpar. Dış yüzeyi seröz (sıvı içeren) bir zar örter.
Bunun altında kas katmanı ve en içte de lenf dokusunca zengin, girintili çıkıntılı bir mukoza yer alır. Lenf dokusunun bolluğundan ötürü apandise “bağırsak bademciği” de denir.
NEDENLERİ
Apandisin iç boşluğu çok dardır. Bağırsak florasında bulunan bütün mikroorganizmalar burada da yaşar. Apandis genellikle bu mikroplara karşı yeterince dirençlidir. Ama bazen çoğalan mikroplar hastalık yapıcı özellik kazanır. Böylece apandisin iltihaplanma süreci başlar.
Mikropların hastalık yapıcı özellik kazanmalarını sağlayan en önemli olay, apandis iç boşluğunun tıkanarak körbağırsakla bağlantısının zayıflamasıdır. Mikropların burada durağan biçimde kalmasıyla apandis duyan iltihaplanır. Tıkanmanın birçok nedeni vardır. Bunlar arasında yoğun mukus tıkaçları, bağırsak solucanları, apandisin çok uzun olması, duvarlarında hareketi zorlaştıran köşelerin bulunması ya da kiraz gibi meyvelerin takılı kalan çekirdekleri sayılabilir.
GÖRÜLME SIKLIĞI
Antibiyotiklerin yaygın biçimde kullanıma girmesiyle apandisit olgularının sayısı azalmıştır. Gene de bütün cerrahi girişimlerin yüzde 2 si apandisit nedeniyle yapılmaktadır. Bebeklik çağında ender görülen apandisit, çocukluk ve özellikle ergenlik çağında çok sık ortaya çıkar. Daha sonra görülme sıklığı azalmakla birlikte her yaşta gelişebilir ve her iki cinste de eşit oranda görülür. Bazı hastalarda akut apandisit kendiliğinden geriler. Ama olguların yarısında bu krizler yineler ve kesin tedaviyi gerektirir.
Hastalığın akutla kronik arası ve kronik biçimlerinden de söz edilir. Akutla kronik arası olgular çok ender değildir. Buna karşılık kronik apandisite düşünüldüğünden çok daha az rastlanır; hatta kronik apandisit tamsının birçok olguda sağlam bir temeli yoktur.
Belirtileri
Apandisitin belirtileri deneyimli bir hekimi bile tanı koymada zora sokabilir. Akut apandisit özellikle çocuklarda iştah kaybı, bulantı ve kusmayla başlar. Ateş hastalığın tipik bir belirtisi değildir. Koltuk altından ölçüldüğünde hiçbir zaman çok yüksek çıkmaz. Ama makattan alınan vücut sıcaklığı her zaman daha yüksektir. Ağrı en önemli belirtidir. Birkaç kez kusmayla birlikte sancı biçiminde ortaya çıkar. Önceleri aralıklı gelen ağrı gittikçe şiddetlenir ve süreklilik kazanır. Apandisit ağrısı göbek çevresi ve karın üstü bölgelerinde başlar; daha ender olarak bütün karında duyulur. Daha sonra karnın sağ alt bölgesine kayar. Ağrının göbek ile böğür kemiği ön dikeni arasındaki bu yeri çok tipiktir. Bazen şiddetle başlayan ağrı daha sonra hafifler. Bu durum yanıltıcıdır; hastaya rahatsızlığının bittiği duygusunu verir.
Oysa ağrı azalırken akut krizin öbür belirtilerinde gerileme görülmezse, örneğin, hızlı olan kalp atışları yavaşlamaz, kas sertliği çözülmezse bu durum apandisitin en korkulu komplikasyonu olan karın zan iltihabının geliştiğini gösterir.
Hastanın muayenesi sırasında kolayca akut apandisit tanısına varılabilir. Karnın sağ alt bölgesinin elle muayenesinde kasların korunma amacıyla kasılması sonucu sertlik görülür. Belirli noktalara bastırılması şiddetli ağrı verir.
Apandisit tipleri
Belirtilerin şiddeti ve hastalığın ağırlığı yalnız apandis iltihabının niteliğine bağlıdır. Akut apandisitin başlıca üç tipi vardır: Mukuslu, irinli ve kangrenli. Cerrahi uygulamada en sık mukuslu apandisite rastlanır. Mukus salgısının arttığı bu tipte apandis iyice iltihaplanmış, gergin ve büyümüştür. Üzerindeki periton ise alışılmış parlaklığını yitirerek hafif matlaşmıştır. Mukuslu apandisit hastalığın en hafif tipi olmasına karşın, zamanında müdahale edilmezse irinli apandisite dönüşebilir. İrinli apandisitte, apandis iç boşluğunda ve duvarında biriken irin birçok apse odağı oluşturur. Bu apselerin ülserleşerek apandis dışına açılmasıyla kaçınılmaz olarak periton iltihabı gelişir. Akut apandisitin irinli tipinde körbağırsak ve incebağırsak bağlantı bölgesi gibi apandis yakınındaki bağırsak bölümleri de iltihaplanır. Son olarak, apandis damarlarının pıhtıyla (tromboz) tıkanması sonucunda kangrenli apandisit gelişir.
Başka bir deyişle, apandise gelen kanın ve dolayısıyla oksijenin azalması, doku ölümüne (nekroz) ve apandisin bağırsaktan kopmasına yol açar. Kopan apandisin ve körbağırsağın içindekiler kayın zarı boşluğuna yayılınca çok ağır bir peritonit oluşur.
GİDİŞİ
Hastalık gidişine bırakılırsa, yani tanısı konmaz ya da hasta ameliyata izin vermezse nasıl bir gelişme gösterir? Bazı iyi huylu olgularda ağrı, kusma ve ateş birkaç gün içinde kendiliğinden azalır ve hasta o an için kendini “iyileşmiş” hisseder. Ama “o an” geçicidir, çünkü kolayca atlatılan bu ilk krizi kaçınılmaz olarak ikincisi izler. İkinci krizin ortaya çıkış zamanı değişkendir ve arada geçen süre hastalığın kronikleşmesine yol açacak ölçüde uzayabilir.
Bu iyi huylu olguların dışında bazen de 3. ve 4. günlerde periton tepkisi gelişir. Bunun sonucu olarak böğür çukurunda elle hissedilen, sınırları belirsiz, oval bir kütle belirir (plastron). Yatakta dinlenme, karna buz koyma ve antibiyotik tedavisiyle plastron birkaç haftada geriler.
Bir başka olasılık da apandisitin yaygın peritonit gibi ağır hastalık durumuna doğru gelişmesidir. Yaygın karın zarı iltihabında belirtiler çok şiddetlidir; ağrı bütün karında duyulur, kusma sıklaşır, hıçkırma belirir ve ateş 400C ye kadar çıkar. Hasta endişeli, sıkıntılı, solgun, yüz hatları gerilmiş görünür; dudaklar ve özellikle dil kurumuştur. Acil girişimde bulunulmazsa hasta ölür
Posted by admin on Temmuz 4th, 2008
hastalık belirtileri nelerdir
Vücudunuz uyum içinde işleyen bir makina gibidir. Bu makinanın bir yerinde problem çıktığında hemen uyarı sinyalleri gönderir. Bu sinyaller önemsiz olabilecekleri gibi önemli problemlerinin ilk belirtisi de olabilirler. Gereksiz yere saplantılara kapılıp hastalık hastası konumuna düşmemekte fayda var. Ancak sağlınızı önemsemeyerek onu tehlikeye atmanın da bir anlamı yok. En iyisi hastalık hastasıyla vurdumduymaz arasında bir yerlerde olmak. Bunun için aşağıdaki belirtileri dikkate alın. Ama doktorunuza danışmadan da gereksiz yere telaşa kapılmayın.
Saçlardaki aşırı dökülme Saçlarınıza gereken özeni göstermemiş olabilirsiniz. Ateşli bir hastalıktan sonra da bir süre saçlarınız dökülebilir. Hamilelik, doğum ve doğumu izleyen 6-10 hafta içinde de saçların dökülmesi doğaldır. Ayrıca uzun zamandır hormon tedavisi görüyorsanız, çeşitli ilaçlar kullanıyorsunuz ya da rejim yapıyorsanız dökülebilir. Çok büyük bir üzüntü ya da şok geçirdiniz zaman da dökülebilir.
Bütün bu hallerde saçlarınızın dökülmesi doğal sayılabilir
Ancak saçlarınız:
Genel bir sağlıksızlık belirtisi olarak
Vücudunuzdaki bir enfeksiyon (iltihabi hastalık) belirtisi olarak
Ya da tiroid bezlerinin aşırı çalıştığını gösteren bir belirti olarak da dökülebilir.
Birden adetten kesilme
Tabi ki ilk akla gelen hamilelik olasılığıdır. Ancak hamilelik dışında overlerinizle ilgili bir problem de olabilir.
Ayrıca:
Eğer 40 yaş dolaylarındaysanız, ailenizde erken menapoz görüldüyse sizde de bir menapoz öncesi belirti olabilir.
Normal adet seyrini düzenleyen sinir sisteminin psikolojik bir etkenden çalışmaması sonucu overlerin görevlerini yapmamaları, bir şok, aşırı bir üzüntü, heyecan sonucu kendini göseten geçici bir duraklama da yaratabilir.
Doğum kontrol hapları ya da başka ilaçların kullanımı sonucu ortaya çıkabilir.
İklim değiştirmek, yolculuğa çıkmak gibi nedenlerin getirdiği zararsız bir belirti de olabilir.
Yataktan yorgun ve halsiz kalkma
Uykusuz geçirdiğiniz bir geceye ya da aşırı yorgunluğa bağlı değilse bu bitkinlik;
Alçak tansiyon ya da değişken bir tansiyona bağlı olabilir.
Kanda şeker azlığından meydana gelebilir.
Kansızlığı bağlı olabilir.
Bir depresyonun eşiğinde olabilirsiniz.
Tırnaklardaki ani renk ve şekil değişiklikleri
Tırnaklar, sağlığınızın en önemli sinyallerini verebelirler. Bu nedenle dikkat etmek gerekir.
Mavimtrak bir renk alıyorsa kalp ve dolaşım bozukluklarını ya da akciğer yetmezliğine bağlı hastalıklardan kaynaklanıyor olabilir.
Sararıyor, kahverengileşiyor sertleşiyorsa, bağırsak ya da karciğer hastalıkları olabir. Sarılık gibi hastalıkların ilk işaretlerindendir bu durum ama tabii başka belirtilerin yanında.
Mavilelşmenin yanında bombelişiyorsa tırnaklarınız, göğüs kısmınızla ilgili bir probleminiz olabilir. Kalbiniz ya akciğerleriniz ya da bronşlarınızda bir rahatsızlık olabilir. Triroid bezlerinin iyi işlememesi de bu şekilde sinyaller verebilir.
Çukurlaşıyor, soluklaşıyorsa anemi, iyi beslenmeme, demir eksikliğini gösterirler.
Kuruyup kırılıyor, sertleşiyorlarsa tiroid eksikliğinin belirtisi olabilir.
Üzerlerinde derin çizgiler oluşuyorsa iyi beslenmediğinizin işaretidir. Aynı zamanda yaşlanmanın ve bazı deri hastalıklarının da belirtisi olabilir bu çizgiler.
Ses kısıklığı
Ses kısıklığı üç-dört haftadan beri devam ediyorsa, bir boğaz enfeksiyonundan başka nedenleri olabilir; bu duruma önem vermelisiniz.
Albümininiz yükselmiş olabir. İdrar tahlili yaptırmanızda fayda var.
Burun, bronş ya da boğazla ilgili bir alerjiye bağlı belirtilerden biridir. Tozlara, sigara dumanına karşı aşırı hassasiyetten doğabilir.
Kronik bir sinüzit belirtisi olabilir.
Hazım yollarıyla ilgili hastalıkların özellikle gut hastalığnın işaretlerinden biri olabilir.
Çok fazla içki ve sigara içenlerde görülen tahrişlere bağlı boğaz rahatsızlıklarından biridir.
Ses telleri üzerinde meydana gelmiş polip, kist, papiyom ya da yaraların, bir nezle ya da virüs yüzünden meydana çıkabilecek nodüllerin işaretidir.
Daha ender olmakla beraber lovrenks kanserinin ilk işaretlerindendir. Bu devrede larenks kanseri kolaylıkla tedavi edilebilir
Posted by admin on Temmuz 4th, 2008
yağlı saçlara bakım nasıl yapılır
Limon şampuanı, yağlı saçlar için
5 yemek kaşığı dolusu ince kıyılmış ısırgan otu yaprağı yarım litre soğuk suya eklenir, kaynama derecesine kadarısıtılır, 15 dakika demlendikten sonra süzülür. Bu arada, 1 limonun suyu sıkılır. Ayrıca, 2 yumurta sarısı çırpılır. Limon suyu, yumurta sarısı, 5 damla limon yağıve 1 tatlı kaşığı dolusu hazır bitkisel şampuan, ısırganotu çayına eklenerek iyice çalkalanır. Saçlar bu şampuanla yıkanır ve iyice durulanır
Posted by admin on Temmuz 4th, 2008
testis hastalıkları inmemiş ve normal testis
umurtanın çevresinde, zaman zaman veya sürekli sıvı birikimi ile kendini gösteren bir hastalıktır. Karın içi boşluğu ile yumurta torbası arasında yer alan kanaldaki karın içi zarı bağlantısının doğumdan sonra açık kalması ile oluşur. Aileler, genellikle, çocuğun yumurtası/torbası şişti ifadesiyle gelirler.
Titiz bir muayene ile teşhis konduktan sonra, genellikle ilk bir yaşın sonuna kadar şişliğin kaybolması ve kendiliğinden şifa bulması beklenir. Düzelmediği takdirde, bir operasyonla problem halledilir
Recent Comments