Posted by admin on Temmuz 4th, 2008
bel fıtığı dar spinal kanal
Bel fıtığından söz ederken insanlardaki bazı yanlış kanaatleri ortadan kaldırmak için “dar kanal” bahsine de değinmemiz gerekmektedir. Çünkü bilinenin aksine “dar kanal” tedavisi mümkün olan bir rahatsızlıktır ve cerrahi tedaviden elde edilen sonuçlar ameliyat usulüne uygun yapıldığı takdirde en az bel fıtığındaki kadar yüz güldürücüdür. İçinden omurilik ve sinirlerin geçtiği omurga kanalı üst üste dizilmiş kemiklerden oluşan ince, uzun, kıvrımlı bir borudur.
Bu kanalın belirli bir genişliği vardır. Şayet bu genişlik azalırsa kanalın içinden geçmekte olan omurilik ve sinirler sıkışmaya başlar. Neticede ağrı, uyuşma, yürürken bir süre sonra mecburi oturma, idrar ve büyük abdest kontrolünün bozulması, bacaklarda güçsüzlük, yürüme bozukluğu gibi belirtiler ortaya çıkar. Boyun bölgesindeki dar kanal ise kolları da etkiler.Bir kişide �dar kanal�varsa buna ilave olacak küçücük bir fıtık bile büyük ıstırap verebilir, klinik çok gürültülü seyredebilir.
Yürüme mesafesi ve ayakta kalma süresi belirgin şekilde kısalmış hastalarda fizik tedavi ve diğer cerrahi dışı tedavi metodları genellikle başarısız kalmaktadır. Uzman doktor cerrahiye gerek görüyorsa geciktirilmemesinde yarar vardır. Bu tip hastalara uygulanan ameliyatla kanal genişletilmekte, sinir elemanlarının üzerindeki bası ortadan kaldırılmaktadır. Neticede hastalar çok rahatlamaktadırlar.
Beraberinde bel fıtığı varsa aynı seansta fıtık da boşaltılmaktadır. Stabilizasyonun bozulması sözkonusuysa aynı ameliyat içerisinde omurgayı güçlendiren ve stabilizasyonu sağlayan girişim de yapılabilmektedir. Hasta çok yaşlıysa veya genel anestezi alması herhangi bir nedenden dolayı sakıncalıysa ameliyatlar spinal anestezi ile de gerçekleştirilebilmektedir.
Bel fıtığı ameliyatı olan hastalara göre bu hastalar bir iki gün daha fazla hastanede tutulmaktadırlar. Ameliyat sonrası dönemde ise ortalama üç ay süreyle kendileri için uygun görülen korseyi takmaktadırlar.
Posted by admin on Temmuz 4th, 2008
bel fıtığında nüks olayı
Bel fıtığı hastalarında nüks olayına zaman zaman rastlanır. Fakat nüks oranı ameliyat olan ve olmayan hastalarda farklıdır. Ameliyat gerekmeyen ve konservatif tedaviyle iyileşen hastalarda bel fıtığı kolayca nüksedebilir. Mutlaka ağır bir yük kaldırmak da gerekmez. Bazen öksürmekle bile hastalık nüksedebilir.
Ameliyat olan hastalarda bel fıtığının aynı yerden nüksetmesi çeşitli cerrahi merkezler arasında farklı oranlardadır. Nüks aynı tarafta veya karşı tarafta görülebilir. Diğer bir mesafedeki disk de nüksedebilir. Çünkü belde bulunan fıtıklaşmış bir disk boşaltıldığı zaman geride daha dört adet saglam disk kalmakta ve görevlerini sürdürmektedirler. Bunların da zamanla dejenere olması ve yeni bel fıtığının ortaya çıkması klinikte rastlanabilecek sıradan olaylardandır.
Nüks şüphesiyle gelen vakaların değerlendirilmesi çok önemlidir. Çünkü atılacak her yanlış adım bir başka adımı davet eder. Onun için iyice araştırdıktan ve düşündükten sonra karar vermek gerekir.
Hastada nüks bel fıtığı düşünülüyorsa kontrast madde verilerek yapılan manyetik rezonans tetkiki ve ayırıcı teşhis için özel tarzda istenen düz röntgen filmleri değerlidir.
Kişi sağlıklı iken egzersiz yapar ve aşağıda belirteceğimiz öğütlerimize harfiyen riayet ederse, bel fıtığına yakalanma ve bu hastalığın nüksetme riski en aza indirilmiş olur.
Posted by admin on Temmuz 4th, 2008
yaşlılarda bel fıtığı
Yaşlı kişilerde bulunan bel fıtığı teşhis ve tedavide birtakım özellikler arzeder.
Muayene esnasında düz bacak kaldırma testi gençlerdeki kadar belirgin bulgu vermeyebilir. Omurgadaki kireçlenmeler ve disklerdeki dejenerasyon belin biyomekaniğini bozmuştur.
Mevcut kanal daralmış olduğundan hastalarda yürümekle ortaya çıkan ve kendisini bir miktar yürüdükten sonra oturmak zorunda bırakan bacak ağrısı, bacaklarda uyuşma-karıncalanma tarzında şikayetler bulunabilir.Yaşlı hastalarda kalp damar sistemini veya diğer sistemleri tutan ek patolojiler bulunabileceğinden bu hastalarda cerrahi tedaviye karar verirken çok daha titiz davranılmalıdır.
Cerrahi tedavi mutlaka gerekiyorsa bu girişimin öncelikle genel anestezi altında hastayı tamamen uyutmak suretiyle yapılıp yapılamayacağı ortaya konmalıdır. Hastanın genel anestezi alması sakıncalı ise, o zaman kendisi spinal anestezi dediğimiz bel kısmından aşağısı tamamen uyuşturulmak suretiyle uyanık iken operasyona alınmakta ve hiçbir ağrı hissettirilmeksizin ameliyatı gerçekleştirilmektedir. Bu tarz ameliyatlarla yaşlı hastalarda da yüz güldürücü sonuçlar elde edilebilmektedir.
Hastada bel fıtığı ile birlikte omurilik kanalının darlığı da mevcutsa, o zaman cerrahi esnasında aynı seansta kanal da genişletilmektedir. Böylece ilerideki yıllarda hastada ortaya çıkabilecek birtakım olumsuz gelişmelerin önüne geçilmiş olmaktadır.
Posted by admin on Temmuz 4th, 2008
çocuklarda bel fıtığı
Çocuklarda bel fıtığı yetişkinlere oranla çok daha seyrek görülen bir rahatsızlıktır. Çocuklarda bu hastalık tüm bel fıtığı vakaları gözönüne alındığında yaklaşık % 1 gibi bir oran teşkil eder. Sıklıkla bel kemiklerini ilgilendiren ve anadan doğma mevcut olan bir takım yapısal anormallikler, omurilik kanalının darlığı, bel kayması gibi bozukluklarla birlikte bulunabilir.
Hastalığın başlangıcında genellikle spor yaralanması, düşme, ağır kaldırma veya ters bir hareket yapmak gibi olayı başlatan bir travma hikayesi sözkonusudur.
Fakat bazı vakalarda tüm sorgulamaya rağmen böyle bir hikaye alınamaz. Bizim tecrübelerimiz de göstermiştir ki, çocuklarda bel fıtığı en sık ergenlik dönemi dediğimiz yaşlarda görülmektedir. Bu durum ergenlik dönemindeki aşırı hareketlilik ve omurganın hızlı büyümesiyle izah edilebilir. Bu dönemdeki bir çocuk bel ağrısı şikâyetiyle doktora getirildiyse bel fıtığının yanında yapısal bozukluklar, doğuştan bazı hastalıklar, beldeki çeşitli kaymalar ve diskin enfeksiyonu da teşhiste daima gözönünde bulundurulmalıdır.
Bel ağrısı en sık görülen şikayet olmakla birlikte bacak ağrısına da klinikte sıkça rastlanır. Bazen her ikisi birlikte de görülebilir. Yürüme bozukluğu, omurgada eğilme, bel kaslarında spazm ve hareket kısıtlılığı bulunabilir. His, kuvvet ve refleks kaybı gibi nörolojik bulgularla idrar ve büyük abdest kaçırma veya yapamama gibi şikâyetler çocuklarda nadirdir. En önemli klinik bulgu bacağı düz olarak havaya kaldırırken ağrının ortaya çıkmasıdır.
Düz röntgen filmleri yol göstericidir. Bilgisayarlı tomografi ve özellikle manyetik rezonans görüntüleme metodu teşhiste çok değerlidir. Bazen kemik sintigrafisine başvurmak da gerekebilir. Teşhis net olarak konduktan sonra tedaviye geçilir. Konservatif tedavi denen ağrı kesici ilaçların uygulanması, sert yatak istirahati, fizik tedavi ve bel çekme gibi cerrahi dışı metodlar çocuklarda yetişkinlerdeki kadar iyi netice vermez ve hastaların ancak az bir kısmında yarar sağlar. İyilik görülse bile hastanın şikâyetleri bir süre sonra nüksedebilir. Buna karşılık çocuklarda ameliyat ile tedavi yeterli ve uygun bir cerrahi neticesinde çok yüz güldürücüdür. Hastalar eski aktivitelerine tamamen kavuşabilir ve spora iştirak edebilirler. Dünyada bel fıtığıyla ilgilenen otorite konumundaki doktorların hemen tamamı bu görüşü paylaşmaktadırlar.
Çocuklarda omur kemikleri doğumdan itibaren alt ve üst her iki yüzeyde birer kıkırdak plak ihtiva ederler. Bu kıkırdak plakların kemik gövdesi ile temas ettigi kısımda epifiz yer alır ve omur kemikleri her iki plakta bulunan bu bölgelerden kemikleşirler. Çocuklar olgunlaşırken omurlar bu kısımlardan büyürler. Buradaki kıkırdak plaklar yaklaşık 17 yaşında kemiğe yapışır, 20 yaş civarında ise kemikleşir ve omur kemiklerinin gövdesi ile kaynaşırlar. Bu andan itibaren de omur büyümesi sona erer. Epifizler büyüme çağı boyunca aktif olarak görev yaparlar ve normal şartlar altında simetrik bir büyüme gerçekleştirirler. Bu büyüme epifiz tabakalarına uygulanan basınçtan önemli ölçüde etkilenir. Epifiz tabakaları üzerıne dengelı dağılan simetrik basınç uygulaması simetrik büyüme ile neticelenirken, asimetrik uygulanan basınç asimetrik büyüme ve dolayısıyla da omurlarda deformite, eğri büğrü bir yapı oluşturur. Hatta bu asimetri kemiğin iç yapısına da yansır ve sağlıklı bir kemik gelişimi olmaz.
Bu nedenle gelişme çağı ıçınde bulunan çocukların ağır yük taşımaları ve yükü bilhassa vücutları ile asimetrik tarzda bir yerden bir yere götürmeleri omur kemiklerinde bulunan epifizler üzerine yükü dengesiz şekilde bindirecek ve dolayısıyla sağlıklı bir kemik gelişimi olmayacaktır. Onun için diyoruz ki, çocuklarımız mümkün mertebe ağır okul çantalarını taşımasınlar. Sadece o günkü dersleri ilgilendiren kitap ve gereçleri yanlarına alsınlar, diğerlerini bıraksınlar. Lüzumsuz hiçbir ağırlığı çantalarında bulundurmasınlar. Hatta okulun imkanları müsait ise çocuklara okulda birer adet dolap tahsis etmek büyük kolaylık sağlayacaktır. Ayrıca ağırlıklar eşit olarak her iki ele paylaştırılarak veya sırtta simetrik ve eşit tarzda dağıtılarak taşınmalıdır. Böylece hem kendileri rahat edecek, hem de sonraki yıllarda omurgada ortaya çıkabilecek birtakım rahatsızlıklar için şimdiden tedbir almış olacaklardır.
Posted by admin on Temmuz 4th, 2008
hamilelikte bek fıtığı
Bel fıtığının tedavisi bütün dünyada birtakım özellikler arzeder. Hamilelik ise bu konuda bazı zorlukları beraberinde getiren tamamen özel bir durumdur. Hamile bir bayanda ilerleyen aylarda karın içinde büyüyen cenin normalde bele ilave bir yük oluşturur ve belin biyomekaniğini olumsuz yönde etkiler. Fakat cenin yavaş büyüdüğünden dolayı bel ve sırt adaleleri ile destek dokular bu gelişmeye uyum gösterirler ve ön kısımda yer alan ağırlığı dengelerler.
Bu sebeple gebeliğin ilk aylarında yapılacak risksiz ve hafif egzersizler ilerideki aylarda anne adayına büyük avantajlar sağlar. Ancak hamilelikle birlikte bel fıtığı da mevcutsa doktor ve hastanın işi bir hayli zordur. Çünkü zorluk daha teşhis döneminde başlamaktadır. Net bir teşhis için gerekli röntgen filmi çekimleri ve bilgisayarlı tomografi tetkiki bebeğe zararlı olabilecek x-ışınları nedeniyle yaptırılamamaktadır [Mutlak surette gerekli ise manyetik rezonans ile görüntüleme düşünülebilir]. Özellikle ilk üç ayda hastaya ilaç da verilememektedir. Bu dönemde şiddetli bel ve bacak ağrısı bulunan bir hastayla karşı karşıya kalan doktor gerçekten büyük sıkıntı çekmektedir. Ancak bu durumda bile yapılabilecek birtakım şeyler vardır.
Bel fıtığı bulunan ağrılı bir hamile hasta öncelikle mutlak sert yatak istirahatine alınmalıdır. İlk üç aydan sonra evde hastanın beline yapılan hafif masajlar ve sıcaklık uygulamaları kısmen de olsa rahatlık sağlayabilmektedir. Ayrıca doktor kontrolünde karın kaslarına yönelik egzersiz programı da uygulanabilir. Mümkün mertebe hasta rahatlatılarak ve fıtığın daha fazla ilerlemesine engel olacak tarzda tedbirler alınarak bu kritik dokuz ayın atlatılması temin edilmelidir.
Doğum esnasında, nöroşirürji uzmanı doktor ile hastayı takip eden kadın hastalıkları ve doğum uzmanı son durumu bir kez daha beraberce değerlendirerek normal doğum ile sezaryen arasında karara varırlar. Doğumdan sonra ise hasta tekrar ele alınarak normal şartlarda teşhis ve tedavi metodları uygulanır ve kesin netice de o zaman elde edilir.
Doğum ne şekilde olursa olsun (sezaryen veya normal doğum) doğumdan sonra karın kasları gevşemiş halde olacağından, lohusalık döneminde hasta karın adalelerini güçlendirici egzersiz programlarına alınmalıdır. Hamile bir bayanda bel fıtığı varsa ve mutlak surette ameliyat gerekiyorsa, bu girişim spinal anestezi ile gerçekleştirilmelidir.
Recent Comments