Sağlığınız için çeşitli öneriler

Posted by admin on Eylül 30th, 2008

Sigara, tatlılar, börekler…bunlar hem cildinizi bozar hem de sağlığınızı. Teninizin tazeliğini koruması, moralinizin de iyi olması için size yararı dokunmayan bazı eski alışkanlıklarınızdan kurtulmanın zamanı geldi artık. Suyun içinde saatlerce banyoda kalıyorsunuz Banyonun içine suyu doldurup bir güzel dinlenip rahatladığınız bu anı dünyada hiçbir şeye değiştiremezsiniz değil mi? O zaman size sıcak bir banyonun cildi gevşettiğini, kan dolaşımını yavaşlattığını, selülit için uygun ortam yarattığını, kalbi zayıflattığını hatırlatmamız gerekiyor. Tabi böylece canlılığınızı etkilediğini de… Banyonun dinlendirici olduğu gerçektir ancak banyo fazla sıcak olmamalı ve içinde uzun süre kalmamalısınız. Isı en fazla 38 derece olmalı, banyoda kalma süreniz de 15 dakikayı geçmemelidir. Banyoya girmenin en uygun zamanı da gece yatağa yatmadan öncedir.
Banyodan çıkmadan önce, bacak ve ayaklarınızı soğuk su ile duş yapın. Duşun ne denli yararlı olduğunu anımsatmamıza gerek yok sanırız. İyice dirileştirici güçlendirici olması için, duş yapmaya ılık suyla ayaklarınızdan başlayıp yavaş yavaş bedeninizin yukarısına çıkın. Duşu belkemiğinizde, yukarıdan aşağı gezdirerek sırtınıza tutun. Ve eğer cesarateniz varsa duşunuzu soğuk su (en çok 30 saniye) ile bitirin.
Hiç sütyen kullanmıyorsunuz
Eğer göğüs çevreniz 80 cm’den az ise göğüs bakımınıza özen göstediğiniz sürece size bir diyeceğimiz yok. Ama göğüs çevreniz bunu aşıyorsa dikkat etmezseniz göğsünüz gerginliğini ve diriliğini yitirebilir.

Yaz günlerinde yüzerken ve güneşlenirken sütyen takmanız gerekmez. Ama sonra hemen takın. Özellikle de, spor yaparken. Göğüslerinizin çok nazik olduğunu unutmayın, bu yüzden onların güzelliğini korumaya özen gösterin ve göğsünüze, duş ile yuvarlak çizerek bol bol su püskürtün.
Saçlarınızı hergün yıkıyorsunuz
Saçlarınızı hergün yıkadığınız yetmiyormuş gibi daha temiz ve parlak olmaları için de bol bol şampuan kullanarak iki kez yıkımanız, iyice köpürtüp tüm enerjinizle sıkı sıkı oğuşturmanız kafa derinizdeki yağ bezlerini ayaklandırmaktan başka bir işe yaramaz. Yağ bezleninin çalışma bozukluğu sebore adlı deri hastalığına yol açabilir. Bu aşırı temizlik tutkunuzun sonucu ne mi oluyor? Birkaç gün sonra saçlarınız tekrar yağlanır, yine cansız bir görünüm alır ve sizin de yeni baştan başlamanız gerekecek.

Saçlarınızın parlaklık, canlılık kazanması, sağlıklı olması için onlara karşı yumuşak davranın. Onları yıkarken sadece birkaç damla şampuan kullanın. Saçlarınızı incitmemek için çocuk şampuanı kullanmaya kalkmayın, çünkü bebek şampuanı erişkin kişilerin saçını yıkamak için yeterli değildir. Saçınızı iki kez de yıkamayın. Bunun hiçbir yararı yoktur, nasıl olsa yakın zamanda tekrar yıkayacaksınız. Saçlarınızı en az üç-dört kez çalkalamayı unutmayın, onları iyice çalkalarsanız parlak ve yumuşak olmalarına yardımcı olursunuz.
Yüksek topuklar üzerinde duruyorsunuz
Ya da tam aksine düz ayakkabılar giyip bütün gün balerin gibi parmak uçlarınızın üzerinde mi yürüyorsunuz? Bu her iki aşırı uç aynı olumsuz etkileri doğurur; sırt ağrılarına yol açan ayak kamburu, diz ve butlar düzeyinde selülit oluşmasında etkili olur, kalın ayak bilekleri, ayak ağrıları ve deformasyona neden olur.

Artık herşeyden önce ayağınıza göre ayakkabı seçmenin zamanı geldi. Ayaklarınız sizi taşıyor, yürüyor, koşuyor, sıkıntıya giriyorlar. Onların sağlığına dikkat edin. En iyi topuk boyu 4 – 6 cm arasıdır. Evinize geldiğiniz zaman mümkün olduğu kadar uzun süre yalınayak yürüyün. Bu, ayak tabanınızı ve bileklerinizi güçlendirmeye iyi gelir. Ayak parmaklarınızı ve ayaklarınızı esnekleştirmek için bazı egzersizler yapmayı deneyin. Yorgunluğunuzu gidermek içinse içine tuz koyduğunuz çok sıcak suyun içine bacaklarınızı batırın. Bu şekilde birkaç dakika kaldıktan sonra bacaklanızı soğuk suya batırın. Sonra bacaklarınızı yukarı kaldırıp on beş dakika kadar uzanın. Tedavinizi bir masajla bitirirseniz kendinizi daha hafif hissedeceksiniz. Nasır ve sertlikleri önlemek için de ponza taşı kullanın. Tırnaklarınıza biçim verin ve güzel bir oje ile pedikürünüzü tamamlayın.
Çok sigara içiyorsunuz
Günde 10 tane sigara zaten fazlaya kaçıyor; hele bir iki paket içiyorsanız tehlike çanları çalmaya başlamış demektir. Sigaranızın teniniz ve solunum yollarınız için zararlı olduğunu, parmaklarınızı ve dişlerinizi sararttığını, cildinizi zehirlediği için erken yaşlandırdığını, ciddi hastalıklara neden olabileceğini zaten biliyorsunuz. O halde bu durumu daha fazla uzatmanın bir anlamı var mı?

Daha az sigara içmek için, sigaraya karşı açtığnız kampanyayı, gizlice kendi başınıza sürdürebilirsiniz. Nasıl mı? Eğer sigarayı bir anda bırakamıyorsanız günde içtiğiniz sigara sayısı üzerine kendi kendinize bahse girin. İçtiğiniz sigara sayısını, gitgide yavaş yavaş azaltın. Kendinizi başka şeyler yapmaya verin; örneğin spor gibi. Bir arkadaşınızı bir oyunda yenmeye karar verin ya da bol bol yüzün, koşun. Bu süre içinde zaten sigara içemeyeceksiniz; hatta zayıflayacaksınız ve kaslarınız güçlenecek

Kulak Temİzleme

Posted by admin on Eylül 30th, 2008

Hani çoğumuz banyodan çıkar çıkmaz kulak temizleme çubuklarına (Q-tips-kütips) saldırırız ya! Bunların nasıl icat edildiğini biliyor musunuz ?
Q-tips, Polonya asıllı bir Amerikalı olan Leo Gerstenzang tarafından 1920 de icat edilmiş. Leo nun güzel ve titiz karısı her banyodan sonra bebeğinin kulaklarını kürdana sardığı ufak bir pamuk parçasıyla temizlermiş, fakat en büyük problem kürdanın kırılıp veya pamuğun çıkıp kulak içinde kalmasıymış.
Hele hele bir gün annenin yanlış bir hareketi sonucu bebeğin kulağında zedelenme ve kanama olunca, Leo daha az riskli bir temizleyici yaratmayı aklına koymuş. Derken bildiğimiz pamuklu çubuğu bulmuş. icat ettiği bu nesneye de ingilizce deki Quality (Kalite) kelimesinin baş harfini koyarak “Q-tips” (Kaliteli Uçlar) adını vermiş. Gel gelelim, Leo Bey böyle bir icatla iyi mi yapmış, kötü mü, biraz bunu tartışalım. önce halk arasında kulak kiri olarak bilinen salgının ne olduğundan bahsetmek gerekir. Kulak üç kısımdan oluşur: Deriyle kaplı olan ve yağ bezleri içeren dış kulak yolu, işitmemizde önemli bir basamağı oluşturan çekiç, örs, üzengi kemikçiklerini içeren orta kulak ve sesin algılanıp beyne elektrik sinyalleri olarak iletilmesini sağlayan salyangozun yer aldığı iç kulak. Dış kulak yolundaki yağ bezleri tarafından üretilen ve deri döküntülerini de içeren kulak kiri, dış kulak yolu derisini sudan ve iltihaptan koruyan, dış ortamdan gelen tozun ve diğer partiküllerin kulağın daha iç kısımlarına gitmesini önleyen bir tabaka oluşturan faydalı bir salgıdır; asla çocuğumuzun sandığı gibi utanılacak, pis, iğrenç bir materyal değildir. Seümen veya wax (mum) da denilen kulak kirinin içeriği ve miktarı kişiden kişiye değişir.
Genellikle iki tip kulak kiri vardır: Islak ve kuru. Kuru tip genellikle Asya kıtasında yaşayanlarda görülmekteyken, ıslak (yani yağ oranı fazla) tip ise özellikle Batı Avrupa dakilere özgüdür. Kulak kirinin az üretilmesi enfeksiyon riskini artırır, fazla üretilmesi de tıkaç oluşumu ve buna bağlı işitme kaybı, tıkaç arkasında biriken materyalin enfekte olması gibi riskler taşır. Normalde kulak kiri, dış kulak yolu derisinde yer alan kıllar tarafından içeriden dışarıya doğru taşınarak vücut dışına atılır. Ancak dış kulak yolu doğuştan dar olan veya geçirilen herhangi bir kaza veya ameliyat sonrasında daralmış olan kişilerde bu işlem yavaşlar.
Q-tips vb. cisimlerle kulak temizleme alışkanlığı olanlarda ise bu mekanizma bozulup kiri dışarı yönlendiremez ve tıkaç oluşumuna yol açar. Tıkaç oluştuğunda işitme kaybı, kulakta ağrı, anormal ses veya çınlama,yabancı cisim hissi ve bizlere en sık başvurma nedeni olan yüzme veya banyo sonrası kulakta tıkanıklık şikayetleri ortaya çıkar. KBB doktorlarının hastalarına söyledikleri ünlü bir söz vardır: “Kulağınıza dirseğinizden daha küçük bir şeyi asla sokmayınız!”
Her gün poliklinik ve muayenehanelerimizde Q-tips, saç tokası, örgü şişi,tığ, araba anahtarı veya kendi icat ettikleri herhangi bir cisimle (bir keresinde izmir de çalıştığım üniversite hastanesi polikliniğinde mıh denebilecek büyüklükte bir çivinin başını biraz değiştirerek ederek bu amaçla kullanan bir hastayla karşılaşmıştım) kulak kirlerini temizlediklerini ifade eden fazla titiz (!) hastalarla karşılaşmaktayız.
Bizler de bu kişilerin kiri içeri itip biriktirerek tıkaç oluşumuna yol açtıklarını, dış kulak yolu derisini yırtıp kanattıklarını görmekte; bu yırtık bölgesinden giren bakteri ve mantarların yarattığı,çok şiddetli ağrıyla giden dış kulak yolu enfeksiyonlarını, temizleme işlemi sırasında fazla çaba veya kazayla birisinin çarpmasına bağlı oluşan kulak zarı yırtıklarını ve bunun yol açtığı kronik orta kulak enfeksiyonlarını tedavi etmekteyiz. Bilimsel makalelerde kuru kulak kiri tipine sahip Japon halkının, bizimkinden farklı olan pamuksuz ve ucu ufak bir kaşık gibi olan çubuklarla kulak kirlerini temizlemeye çalışırken çok sık olarak kulak zarını yırtmakla kalmayıp, çekiç- örs-üzengi kemikçiklerini de kırıp dışarı çıkardıklarını (!) okumaktayız.
Nasıl temizlenmeli?
Peki öyleyse kulağımızı nasıl temizleyeceğiz diye sorabilirsiniz. Kulak kiri, kulağı korumakla görevli normal bir salgı olarak kabul edilmeli ve temizlik işi kulağa bırakılmalıdır. Tozlu ortamlarda çalışanlar kulak tıpaları kullanarak, dış kulak yoluna toz kaçmasını önleyip kulağın işini hafifletebilirler. öoezerine deri döküntüleri, toz ve partiküller yapışmış olan kir, zamanla dışarı atılacak, siz de dış kulak yolu girişine gelen bu materyali havlu kenarı veya işaret parmağınızla doladığınız bir parça pamukla oradan alabileceksiniz. Eğer kulak zarınızın yırtık veya delik olmadığından eminseniz, haftada bir kez banyo öncesi birkaç damla gliserin veya bebe yağını kulağınıza damlatmak da uygulanabilecek metotlardan biridir. Sonrasında o kulak üstte olacak şekilde bir süre yan yatıp,ardından altına havlu koyarak diğer tarafa yatarsanız, yumuşayan kulak kirinizin kendiliğinden dışarı aktığını göreceksiniz
Diğer yöntem:
Başka bir metot ise 6 ay-l yıllık aralarla düzenli olarak bir Kulak-Burun-Boğaz doktoruna başvurarak kulaklarınızı temizletmektir. Halk arasındaki yanlış bir inanışa göre “Kulak bir kez temizlendi mi,alışkanlık yapar, devamlı temizlenmesi gerekir”.
Sık kulak temizletenlere sorulsa, mutlaka hepsi Q-tips vb. kullanan ve tıkaç oluşumuna kendileri yol açan kişilerdir. Yani kulak temizletmek bir alışkanlığa yol açmaz, tam tersi yanlış bir alışkanlık sık kulak temizletme ihtiyacını doğurur!
Ancak yukarıda belirtilen şikayetler ortaya çıktıysa, bir kulak tıkacınız var demektir. Q-tips vb. Cisimleri kullanarak bunu çıkarmaya asla çalışmamalı, temiz (!) olacağım diye kulağınıza hasar verebileceğinizi unutmamalı ve en kısa sürede bir bilene başvurmalısınız. Evet, şimdi tekrar düşünürsek, sizce Leo Bey iyi bir şey mi icat etmiş, yoksa kötü bir şey mi?

Karbonmonoksİt Zehİrlenmesİne Dİkkat

Posted by admin on Eylül 30th, 2008

Her yıl, kış aylarında sobalarda kömürün bilinçsizce yakılması sebebiyle çıkan karbonmonoksit gazı ile zehirlenme olaylarının yaşandığını belirten uzmanlar, zehirlenmelerin en aza indirilmesi için sobaların doğru yakılması ve kaliteli kömür kullanılması gerektiğini söylüyor.
Uzmanlar, soba zehirlenmelerinin çoğunluğunun sobayı yanlış yakmak ve standart dışı sobaların kullanılması sonucu meydana geldiğine dikkat çekerek, zehirlenme olaylarının yaşanmaması için kaliteli kömür kullanılması, sobanın üstten yakılması ve sobanın hava alan bölümlerinin kapanmaması gerektiğini vurguluyor. Soba kurulurken veya şofben takılırken bilinçli bir yöntemin izlenmesi, dar alanda şofben kullanılacaksa havalandırmanın mutlaka yapılması, bacaların temizlenmesi ve lodosta kesinlikle soba yakılmaması gerekiyor. Doğalgaz ve fueloil kullanılan evlerin bacalarının da yılda bir kez mutlaka temizlenmesi gerektiğinin altını çizen uzmanlar, vatandaşın baca temizleme konusunda mahalli itfaiyeden yardım isteyebileceklerini belirtiyor.
Hayati tavsiyeler
Uzmanlar, zehirlenme olaylarının önüne geçmek için; teknik olarak uygun olmayan, standart dışı şofben ve sobaların kullanılmaması, baca temizliklerinin yapılması, lodosta soba yakılmaması, sobaya kömür atıldıktan sonra ve kömür tamamen yanmadan yatılmaması, sobanın üstten tutuşturulmasını, boruların yatay olmaması, yatay boruların en fazla iki metreyi geçmemesi, boruların sağlam şekilde izole edilmesi, kömürlü sobalarda yılda en az iki defa bacaların temizlenmesi, şofben ve kombilerin bacalarının da belirli aralıklarla temizlenmesi, şofben borusunun izole edilmesi ve uyumadan veya banyodan önce kapının aralanması gerektiğine dikkat çekiyorlar.
Soba nasıl kullanılmalı?
* Asgari yüzde 20 daha az kömürle hem ısınmak, hem de o oranda temiz bir çevrede yaşamak için mutlaka üstten yakmalı soba kullanılmalı ve sobanın büyüklüğü ısıtılacak yerin hacmine göre seçilmeli.
* Verimli yanma sağlamak için sobanın en fazla 3’te 2’si kömürle doldurulmalı.
* Tutuşma sırasında sobanın alt kapağı kapalı, üst kapağı ise açık olmalı.
* Soba söndükten ve külü boşaltıldıktan sonra yeniden kömür doldurularak üstten tutuşturulmalı.
* Yatmadan önce sobanın tamamen söndüğünden emin olunmalı.
* Sobalar hergün bacalar ise yılda en az iki defa temizlenmeli.

GÜneŞlenme

Posted by admin on Eylül 30th, 2008

Tatillerde bilinçsiz güneşlenme nedeniyle olaşan birinci derece güneş yanıklarının cilt kanseri riskini artırdığı, bu nedenle tatilin ilk birkaç günü güneşlenilmemesi gerektiği bildirildi.
İnsan vücudunda savunmasız tek organ olan cildin korunması, sağlıklı yaşam için çok önemlidir. Çeşitli nedenlerle ciltte oluşan yanıklar içinde, en az dikkat edilen ve tedavisine gerekli özen gösterilmeyen tek yanık türü güneş yanıklarıdır , tatillerde yapılan en büyük yanlışın bilinçsiz güneşlenmedir.Ozon tabakasındaki incelme nedeniyle güneşin zararlı ultraviyole ışınlarının yeterince süzülmeden gelir ve cilt sağlığı için ciddi tehlikeler oluşturur, “ Hiçbir koruyucu önlem almadan güneşlenmek cildimizi ve kendimizi bile bile yakmak anlamına gelir”
Tıpta, derin güneş yanıklarının birinci derecede yanık olarak kabul edilmektedir, “ Güneş kremi ve yağı kullanmadan güneşlenmek, özellikle açık renkli ciltlerde kanser riskini önemli ölçüde artırmaktadır. Çünkü bu kişilerde, derinin alt hücrelerini güneş ışınlarından koruyacak renk (pigment) hücreleri azdır” . Deride oluşacak güneş yanıklarının, özellikle ten rengi açık olan kişileri ciddi bir sağlık riskiyle karşı karşıya bırakmaktadır, “ Güneşten gelen zararlı ışıklar sadece derinin yüzeyini yakmakla kalmaz, alt bölümlerdeki hücrelere de kalıcı zararlar verebilir. Genetik olarak cilt kanseri görülme ihtimali yüksek olan kişilerin derilerinde oluşacak güneş yanıklarının, ultraviyole ışınlarına bağlı cilt kanserinin oluşmasını kolaylaştırdığı gözardı edilmemelidir”
“ BRONZLAŞMAK İÇİN BİRKAÇ GÜN SABREDİN”
Güneş yanığının yüzeysel tedavisinin diğer yanıklara göre daha kısa zaman aldığını ancak, kanser riskini artırması nedeniyle çok daha tehlikelidir : “ Tatillerde en çok yapılan hatalardan biri, plaja gelir gelmez giyilen tişörtlerin çıkarılmasıdır. Cildi yavaş yavaş güneşe alıştırmak yerine, plaja kavuşmanın psikolojik etkisiyle hemen güneşlenmeye başlamak çok zararlıdır. Cildi güneşin tehlikelerinden korumak için yapılacak en doğru davranış, tatilde ilk birkaç gün hiç güneşlenmemektir. Plaj ve kumun ilk heyecanı yatıştıktan sonra, gerekli pomatları cilde sürerek yavaş yavaş güneşlenmek gerekir.”
Ayrıca, güneş yağı ve kremler gün boyu koruyucu etki yapmamakta, üzerinde yazan 10-20-30 gibi faktörlerin bu pomatların etkili olduğu zaman dilimini anlatmaktadır.

Fİzİk Ortamin Fİkİr Üretİmİ Ve VerİmlİlİĞe Etkİsİ

Posted by admin on Eylül 29th, 2008

BARINMA HİJYENİ
İnsanın çalıştığı yaşam odalarını havalandırması, aydınlatması ısıtması, ses kirliliği, elektromanyetik kirlilik, genel temizliği gibi alt başlıklarda düşünülecek çevre bilincine barınma hijyeni diyebiliriz.
İDEAL BARINMA ALANI
Duvar yüksekliği evlerde 2,25 m olmalı, insan sayısına göre hesaplanmalıdır. Isı dağılışının en iyi olduğu doğal malzemeler en idealidir. Kişi başına oda hacmi 15 m olmalıdır (saatte iki defa tazelendiğinde).
OKSİJEN
İnsan beyni ağırlık olarak vücudun % 2 sidir. Fakat solunan havadaki oksijenin % 25 ini kullanır. Atmosferdeki oksijende % 1 azalma, beyne giden oksijenin % 12,5 azalması demektir. Doğaya yakın ortamda % 20-21 olan oksijen, şehirlerde % 19 a düşer. Her yüzde bir düşüş beynimizin veriminin % 12,5 düşüşü demektir.
Beynimiz anlama, kavrama, algılama, karar verme, plan yapma, strateji üretme, farklı düşünme, sosyal sınırları belirleme gibi zihinsel işlevleri alın lobları aracılığı ile yapar. Havadaki oksijenin % 2 azalmasının, beynin bu işlevlerinin % 25 azalmasını netice vereceği düşünülürse, barınma hijyeninde en önemli unsurun havalandırmanın olduğu ortaya çıkar.
KARBON DİOKSİT
Bir erişkin solunumla saatte 22,6 litre karbon dioksit çıkartır. Taze havada on binde 3 olan karbon dioksit on binde 7 ye çıktığı zaman kokusu değişir. Bir kişinin bir saatte taze hava ihtiyacı 33 metreküptür. Kanda karbon dioksit gazının yükselmesi fiziksel ve zihinsel yorgunluğu hızlandırır.
ISITMA
Oda sıcaklığı 18 derecenin altına düştüğünde çevre damarları büzülür, vücut enerjisini savunma amacıyla kısar, zihinsel verim düşer. 25 derecenin üzerinde veya terleme yapan bir ortamda damarlar genişler, beyne giden kan azalır, uykuya eğilim artar.
Isıtıcı araçlarının çevreye verecekleri ısı radyasyonu doğrudan organizmaya ulaştığında hoş bir duygu verse de güneş çarpması etkisine benzer etki oluşturur. Tansiyon düşer, beyne giden kan azalır, zihinsel verim azalır.
Verimli bir çalışma ortamının meydana getirilmesi için, odanın termal konforunun sağlanmasına, yani ısının homojen yayılmasına ve devamlılığına dikkat etmek gerekir.
AYDINLATMA
Işık duyusu, elektromanyetik spektrumu 0,4-0,8 mikron dalgaboyundaki ışınların görme sinirlerini uyarması ile meydana gelir. Doğal ışın günün her saatinde değiştiği için yapay ışıkla aydınlanma zorunlu olmaktadır.
Doğal ışığa yakın spektrum ve yumuşaklıktaki ışık kaynağını gün ışığı rengindeki floresan lambalar verir. Göz fizyolojisi açısından en çok önerilen aydınlatma bu olmaktadır.
Lambalar 80 cm çevreye morötesi ışın yaydıkları için, bu yakınlık içerisinde uzun süre kalmamak gerekir.
Yetersiz aydınlatma, incelenen maddeye 25-35 cm den daha kısa mesafeden bakılması sonucunu doğurur. Bir süre sonra uyum güçlükleri başlar. Göz konverjans kasları fazla kasılır ve yorulur, ağrılar başlar. Başağrısı, göz kızarması, zihinsel yorgunluk başlar. Çalışma verimi düşer. İş kazaları artar, ruhsal depresyon tetiklenir.
Yeterli bir aydınlanma, yaşlılar için daha önemlidir. 20 yaşındaki bir çalışana göre 60 yaşındaki bir çalışan 2-5 misli daha fazla aydınlığa ihtiyaç duyar.


Copyright © 2007 Sağlıklı Yaşam Haberleri. All rights reserved.